23.Bölüm

Onur

Benim Kayrayı görünce hızlanan bir kalbim,onun beni görünce kaçan gülüşleri var.Benim ona koşa koşa gidesim,onun benim yoluma kayacak mayınları var.

Her hali bana acı çektirmeye kurulu,her söylenmemiş söz pimi çekilmiş bomba gibi duruyor dilinin ucunda.Badem güzeli gözlerinden bana yönelen her bakış bir intihar uçağı gibi düşüyor üzerime.Öfkesi geçmek bilmiyor.Ben her sözünde bir çözüm bulmaya çalıştıkça bumaca gibi kırgınlığın içinde kapalı kalıyorum.

“Ben anlaşılmayı hak ettim Onur”

Bu sözü kafamda yankılanıp durdu günlerce.Ne yaptımda bu denli kırdım onu bir bilsem!

Kayrayla aynı iş yerinde olmak demek bir tartışmanın öfkesi geçmeden yenilerini edinmek demek.Benle kavga edip tavır yapması kötü zannederken Mete denen mavi gözlü şeker çocuk çıktı başıma.”Bu iş yerinde kikirdeyen stajyerlerin ona taktıkları isim.

Onları her birlikte gördüğümde onu işe alana küfürler ediyorum.Evet biliyorsunuz bu benim.Bana yüz çevirip ona gülücükler dağıtıyor.Adil mi bu şimdi?!

Odamda volta atıp duruyorum,ellerimi saçlarıma geçirip parmaklarımı ısırıyorum.Çok yakında sekreterim beni arayıp tımarheneye bildirirse hiç şaşırmam.

Ne zaman kayrayı görmeye gitsem onları birbirlerine aşıklar gibi gülüp bakarken buluyorum.Ah lanet!İçimde hırlayıp diş gösteren bir canavar uyanıyor ve serbest kalmak için tırnaklarını göğsüme batırıyor.

Hafta sonu tatilini iple çektim kötü iki haftanın ardından,hatta Esini gittim taa anasının gözünden kaç saatlik yolu gidip aldım.Gerçi kuzenimin ailesi boşanma stresini yoğun yaşadıkları için bu iyiliği ona borçluydum ya neyse.Esini görmek yıllar önce ölen kardeşimi görmeye en yakın şey bu hayatta.Sarı bukleli saçları,pamuk beyazı yüzü ve sesi.Sanki kuzen değil kardeştiler.

Hava alanında Meteyi görmek şok etkisini aşıyor bende.Keyfim boğazımda pinekliyor.Onu kim davet etti ki?! Cevabını bildiğiniz bir sorunun kafanızda ekolu ekolu yankılanıp durması ne çaresiz bir durumdur bilir misiniz?

Uçakta arabada hep meteyle bi muhabbet halindeler.Bakışmalar gülmeler.Görende balayında yeni evli çift ler sanki!Bi dakka olabilir mi? Sevgili olabilirler mi?

Markette durduğumuzda ayaklarım beni direk Kayranın peşine sürükledi.Sormazsam bir şey duymazsam boğulacakmış gibi.

Sevgili olup olmadıklarını soruyorum şimdilik diyor.Yani olabilirler!

Ve can alıcı soru beni buluyor.”Ne sıfatla soruyorum bu soruyu?

“Arkadaşın,diyorum “şimdilik” eklemek işten değil hani.en son istediği şey ona abilik taslamam mış.Ah bende istemiyorum diyecek cesaretim olasaydı.

Eve varınca Buğrayla sahilde yürüyoruz.Ona ne dersem diyeyim üzerine alınmamasını söylüyorum.Kayrayla kavga etmek kaçınılmaz ve Buğrayı buraya ben davet ettim.

Bana Kayranın bana karşı bir şeyler hissettiğini düşündüğünü söylüyor.Hem inanamak hem umut etmek arasında sıkışıp kalıyorum.Keşke olasılıktan öte bir şey olsa elimde.Belkide hissettiğinin tersini yapan kızlardan dır Kayra?Yada belkide önceden seviyordur ama şimdi bırakmıştır.

İlk seçeneği tercih ediyorum

Mangalı yiyip,şişe çevirmece oynarken bir cesaret eğer önceden beni sevmişse “şimdi bana dönmesini diliyorum,dedim bir cesaretle.Kabul olmasını dilerken Kayra tarafından zifiri karanlık sahilde 500 adımla cezalandırıldım.

Belkide Kayranın bana “çok beklersin ” deme şekliydi bu? 

Öbürsü gün öğlene kadar uyuyup alt kata indiğimde Hazalla Kayra tost yapıyorlardı.Kayra hiç yüzüme bakmadan önüme sevdiğim gibi sadece kaşarlı tost uzattı.”Hımmm nefis görünüyor,diyorum koca bir ısırık alırken.Ama kayra arkasını dönüp gidiyor.Hazal:

“Dün seni karanlığa gönderdiği için vicdan azabı çekiyodu,tost onun için.”diyor göz kırparak.

Gülüyorum Kayranın arkasından bakarken.Bu bana karşı hala biraz sevgisi olduğunun kanıtıdır .

Mete ve Aras yarım saat önce kumsala inmişler.Baktığımda serilmiş güneşlendiklerini görebiliyorum.

Esin koşa koşa gelip beni her yaz olduğu gibi bu yazda sinir edip sahile götürüyor.Kayrayla Hazal sonra gelceklerini söyleyince bir süre denize giriyorum kumsalda oturuyorum.aras mete ikilis hala uyuyorlar.Birinin onları çevirmesi gerek çünkü kızarmak üzereler diye düşününce Mete için kolumu kıpırdatmam diyorum kendime ve denizi izlemeye devam ediyorum.Sanki Kayra gelmeden gerçekten eğlenemeyecek mişim gibi onu beklerken buluyorum kendimi.

Hüma geliyor.Hazalla  buğra da geliyorlar.Gerçi geldikleri gibi el ele yürümeye gidiyorlar.Sözde grupça tatile geldik.Seneye erkek arkadaş getirmeme kuralı koycam.

Nihayet görüyorum onu.Üzerinde  uzun t-sirt var.Bezgin bezgin kumları ezişini izlemek güzel olsada önüme dönüyorum.Ve kayra gelip Hümanın yanına oturuyor.

Hüma nerden ne alaka kurdu anlamıyorum ama geçen bir kızı güle benzetip açık saçık birilerini görünce Gülü anımdasığını söylüyor.Gül giyinme konusunda biraz/açıktı/kötüydü/gereksizce iddealıydı/aşıy-rıydı diyemiyorum.Ayrılmış da olsak onun seçimlerini arkasında eleştirmek  hoş gelmiyor bana ve cesurdu diyorum.

“Ben gidiyorum,diyor Kayra bir dakika sonra ve arkamı dönünce üzerindeki t-shirtü çıkarmasına şahit oluyorum.Kalbim ritim bozukluğundan o an durmadıysa bayağı sağlammış.Ben hormonlarımın etkisinden çıkıpta kayranın vucudunun 95şi açıkken nereye gittiğini kendime sorduğumda o çoktan 15 metre ilerlemişti bile.

….

Hüma

….

“O- ,diyor Onur Kayranın arkasından boş boş bakıp,”O nereye gidiyor?”

Sarsılmış bir hali var.Nerde benim körüğüm?yangına gidiyorum:)

“”Bir iki yakışıklı tavlıcam dedi”

“Ne?! Kayra? Erkek mi tavlıcakmış?

Tek hamlede ayağa kalkıp ellerindeki kumları temizliyor.Kayranın az önce çıkarıp yere attığı üstlüğü ona atıp.

“Koş günü kurtar,diyorum gülerek.

….

Onur

….

Arkasından sesleniyorum ama dönüp bakmıyor bile.Yanından geçtiği tüm erkeklerin gözü onda.Tüm kanım kuruyor sanki vücudumda.Biriyle konuşuyor şimdi.Yanına varmak hayat meseli kadar önemli artık.Konuştuğu çocuğun Kayraya bakışlarından aklını okuyabiliyorum.Sinirim öyle beynime sıçrıyor ki nezaketin canı cehenneme.

“Noluyo burda?! Sanki kayra onunla kalmak ister gibi bana birşey olduğu yok,diyor.Hay Allahım…

Çocuğu usulen kovduktan sonra Kayraya kızgın kızgın bakıyorum.Saçının teline dahi dokunacaklarını düşününce aklımı kaybedecek gibi oluyorken o bana o çocukla birşeyler içmekten bahsediyor!

Tam bir inatçı.Saçlarını yüzüme savurup gidiyor ama burda bu şekilde onu bırakmam söz konusu bile olamaz.Kolundan yakalıyorum onu köşeyi dönmeden.Çıkmaya çalışınca da kollarımı iki yanından geçirip duvara dayıyorum 

“Tamam o zaman birlikte içelim,diyorum illede bir şeyler içecekse.Ama beni dinlemiyor bile bende ellerini tutup yüzünbakıp kalıyorum.Bakılası-öyle bakılası ki benim başka birşeye dönmem için gözünü yumması şart.

–Vazgeçtim diyor.”keyfim kaçtı.”

Kollarını bırakıp gitmesine izin veriyorum.Niye konu ben olunca hemen hevesi kaçıyorsa?!

“Değiştin,diyorum.”Eski Kayrayı özlüyorum.”

Ona özlüyormuş.Değişse ya o zaman.Ciddi olduğumun farkında mı acaba.

Gözümün önünde kopan bilekliğini suya atıyor ve gidiyor.

Olduğum yere oturup dalgaları dinlerken biraz huzur bulmayı ümit ediyorum.Karma karışık bir kafa ne yapacağını bilmeyen bir adam.Ne iç açıcı bir denklem.

Hüma biraz sonra gelip başımda dikiliyor.

“Benden sana hayatını daha güzel kılacak bir tavsiye “diyor.”Git o bilekliği bul.”

“İstemediğini söyleyip attı Hüma,diyorum.O bilekliği Kayraya vermek yeni bir kavga sebebinden başka birşey olamaz. 

“İnan bana o olmadan yapamaz.Birazdan aklı başına gelince isticek onu.Yani bu ilk o bileklikten kurtulma girişimi değil.Güven bana.”

Hüma gidince tavsiyesine uyup suya giriyorum.Yarım saate yakın arayıpyıp tam pes etmek üzereyken pırıltısıyla yakalıyorum bilekliği.

 

Eve girdiğimde Hüma yanıma geliyor hemen.

“buldun mu?
Elimi açıp gösteriyorum bilekliği Hüma gülümsüyor.
“Git şu ıslakları değiş duş al güzel kok”
İlginç taraflara geldi muhabbet ama cevaptan sa bu neydi diyen yüz ifademle Hümaya bakıp odama gidiyorum.Duş alıp üzerime eşofmanlarımı çekiyorum.Yatağıma uzanmışken kapı çalıyor ve Hüma geliyor.
“eee? diyor cevabı görmüşsündür”
“ne cevabı?
Yüzüme bakıyor uzun uzun.
“Cidden Onur kızın delirmesi çok normal.ben olsam şimdiye – neyse ver şunu.”
Elini uzatıp saatimi gösteriyor.
“ne?!
sinirim yine çıkmaya başladı niye herkes espiriyi çakmayan tek kişi muamelesi yapiyo bana!
“kayranın hediye ettiği saat o.
“biliyorum,diyorum kaşlarım çatık.”kayra kafama kakıp duruyo şimdi de sen mi başlıcan Hüma?”
Başını sabırla iki yana sallayıp saati kolumdan çıkarıp arkasını çevirip burnumun dibine sokuyor.
-ne?
-oku!
Gözlerimi kısıp görebileceğim miniklikte harflerle ” mutluluğum dudağının kıvrımına bağlıysa ben deliyimdir” yazıyor.Kaşlarım çatılıyor.
“ne demek bu?”
düşündüğüm şey olabilir mi?
Hüma gözlerini deviriyor.
“Bu saati bana verdiğinden beri bu yazı burdamıydı?
Nasıl oldu da daha önce fark edemedim!
“yani ,diyor Hüma yarı imalı.Beni srtımdan kapıya doğru itekliyor.
“şimdi çık ve Kayra ya anlamını sor.Altttan al olur mu fazla bekledi çünkü sormanı.”
“dur dur dur,diyorum onu durdururken.Önce bi gördüğüm şeyi hazmetmem lazım.”yüzüme buruk bir tebessüm yayılıyor düşününce.Onun mutluluğunun benim gülmeme bağlı olması demek…
“zaman yook!ve şu bileklik dikkat et saat kadar kıymetlidir”
Hüma sırıtıp bastır işaretiyle beni yüreklendiriyor güya.
Kalbim öyle çarpıyorki sesini duyabiliyorum.Hem garip bir mutluluk hem suçluluk doluyor göğsüm.
Bi cesaret kapısını calıp içeri giriyorum.Yatıyor.Baş ucundaki komidine bırakıp çıkacakken kapının kilitli olduğu gerçeği aynı odada mahsur kılıyor bizi.

Kayranın şaşkın bakışlarına aldırmadan koltuğa yayılıyorum.Gerçeği duymam lazım.Ne olursa olsun.Bir ihtimal beni hala seviyorsa mutluluk bir adım önümde demektir.
Kayra bana şüpheyle bakarak yatağına kadar ayaklarını yere sür süre geliyor.”Ses çıkarma uyucam.”
Birşey demiyorum o arkasını bana dönüp yatana kadar.Sonra kolumdaki saati çıkarıp arkasındaki yazıyı sesli okuyorum.
“Eğer mutluluğum dudağının kıvrımına bağlıysa ben deliyim.”
Birsüre sesi çıkmıyor.Ama nasıl yavaş nefes aldığını duyabiliyorum.
“ne demek bu?,diyorum onun sesi soluğu çıkmayınca.Ama yine cevap vermiyor.
“kalk konuşalım Kayra.
Yine tepki yok.
“Madem sen kalkmıyosun bende yatarım,diyerek yanına zıplıyorum.Dönüp bana şok olmuş gözlerini dikiyor.Tebessüm ediyorum.Elimde değil kızarsa kızsın.
“Napıyosun ya kalk!” yorganı çekip beni düşürmeye çalışıyor.Kıpırdatamıyor bile.
“deli değilsin biliyorum,diyorum.
“deliyim,diyor yataktan çıkarken.Yorganı öfkeyle üzerime atıyor.
Elleri belinde gidip kapıya tekme atıyor.”Hümaa!!”
Kalkıp kapıya yaslanıyorum.
“ne demek o?,diyorum tekrar.
“son kullanma tarihi geçti o sorunun.üzgünüm.”
Budefa cama doğru yürüyor.Benden nereye kaçabilir ki artık.)
“niye bana hediye ettiğin bi saatin arkasına öyle birşey yazdığını duymak istiyorum.”
“çok geç.
“ama ben yeni gördüm”
Sinirli bir nefes veriyor gözlerini kaçırarak.
“cevabı duymaya ihtiyacım var “diyorum karşışında durmaya çalışarak çünkü yüzüne karşı durmak hayli zor iş.Sürekli sırtını dönüyor bana.
Kayranın gözü ben cevabı duymaktan bahsedince kısa bian komidinin oraya kayıyor ve hümanın “saatin kadar eskidir”demesi kulağıma çalınıyor.Cevap onda yazıyor olabilir mi?Kayranın nefret ediyorum diye attığı sonra yaka parça aradığı o bileklikle beni bağdaştırırmı?
Benim bilekliğe doğru hamle etmemle Kayrada ona doğru atılıyor ve benden önce davranıp kapıyor bilekliği.
Buda şüphelerimi doğruluyor elimde olmadan gülümsüyorum gözümün içine bakan Kayraya.Yüzünde kararlı bir hal var.

Ona doğru bir adım atıyorum oda geriye.Başını olmaz der gibi kızgın kızgın sallıyor.
“bunu okuman hiçbirşeyi değiştirmicek,diyor ama o kadarda emin değilmiş gibi söylediğinden.Bir adım daha geri atıyor.
“o zaman ver okuyayım,diyorum iki adım daha yaklaşırken.Ben elimi uzatıyorum o arkasına saklıyor.
“kayra sadece geciktirirsin engelleyemezsin,diyorum ellerimi duvara onun dirseklerinin yanından duvara dayayıp.
“ama istemediğimi bilirsin en azından.”
“”okumak istiyorum sen iste yada isteme.
kolumun altından beklemediğim bir hızla fırlıyor ama bileğinden yakalayıp yeniden hapsediyorum.tek fark bu defa kaçıp kurtulamayacağı kadar yakınım ona.Saçlarının kokusu buram buram şimdi.Gözleri bir orman kadar yeşil.
Beni bilekliği tutmadığı eliyle itmeye çalışıyor.
“beni etmeye çalışmaktan vazgeç diyorum bileğini tutup duvara dayarken.Diğer elimlede arkasında sakladığı eline uzanıyorum havaya kaldırıyor benden kaçırma çabasıyla.Ama yukarda olması daha alınması kolay kılıyor onu benim icin.Birde zıplamıyormu ulaşamıyim diye gülmemek elde değil.yumruk olmuş elini yakalıyorum ama kırılmadan açılmıcakmış gibi sımsıkı kapalı parmakları.
“Kayra yapma ama diyorum çok yorulmuş gibi.
“Bırak beni Onur çığlık atmadan önce.
“at at hadii,diyorum blöfüne.
Ama cidden fena kulak tırmalayan bir çığlık atıyor ki at dediğimi pişman oluyorum.

“tamam sakın bidaha yapma şunu diyorum.Derin bir nefes alıyor belli ki yeni bir çığlık hazırlığı.Hiç düşünmeden eğilip hızlı bir öpücük konduruyorum üst dudağına.Eğer düşünseydim yapamazdım.Ama onun beni öptüğü zaman kinden daha farklı çarptı kalbim.
Kayranın şokla açılan gölerini umursamadan gevşeyen parmaklarınından aldım bilekliği ve gözlerimi gözlerinden almadan “ödeştik dedim.”dikkatini dağıtmam gerekiyodu bende hakkımı kullandım.”

Bileklik elimde ama gözümü kayradan alamıyorum.Gözleri hem öfkeli hem çaresiz.Hızlı hızlı nefes alıyor.Tokat atıp atmamayı ciddi ciddi düşünüyor gibi.Ellerini bırakıyorum.İsterse vurabilsin diye.Ama beni itip kendinden uzaklaştırıp odanın öbür ucuna doğru yürüyor.
Bilekliğin arkasını çeviriyorum ve aynı anda odanın ışıkları sönüyor.
“aah ciddi misin?,diyorum kayranın olduğunu tahmin ettiğim tarafa doğru.
“Ver onu bana Onur lütfen diyor sesi yalvarır gibi.
Sesine doğru gidiyorum.Ona sarılıp endişelenme demek geliyor içimden.
Ama önce okumam gerek tlfnumu çıkarıp ışığına doğru tutuyorum bilekliği.Harfler neredeyse aşınıp silinmiş ama hala okunuyor.
“yada sana aşığım.”
İçimden mutluluk çığlığı atmak geliyor ama sadece derin bir nefes alıp şükürler ediyorum içimden.

Gidip ışığı açıyorum.Yatağın dibine yere çökmüş.Dizlerini de kendine çekmiş kocaman sarılmış onlara.Bilmem o kadar mı kötü birşey.
“Ne kadar oldu benden vazgeçeli?,diyorum yanına yere otururken.Yüzüme bakmıyor.
“çok,diyor umursamaz bir sesle.
“niye söylemedin direk bana.
Omuz kırıyor.
“söylemek şuan olduğumdan farklı bir konumda yapmıcaktı ki beni.Hiçbirşey değiştimezdi”
“Değişirdi,diyorum ama tam emin değilim.Benim için o kadar mükemmel ve kimsenin ona layık olamayacağı kadar kıymetliydi ki aklımın ucuna dahi yaklaşmamıştı ona aşık olmak.
“artık benim için birşey ifade etmiyosun Onur.O yüzden fazla kafanı yorma.”
Duymak istemiyorum.Beni sevdiğine nasıl pişman olduğunu duymaya hazır değilim.
“sahiden aşıkmıydın bana?”
Gözlerini görmek için başımı çeviriyorum ama o inatla bana bakmıyor.
“Senin tüm ders programını okula gidiş geliş saatlerini ezberlemiştim.Sırf seni bir kaç saniye görebilmek uğruna.”gülüyor.eski bir aptallığı anımsar gibi.
Lise formasının içinde mahcup utangaç Kayra geliyor gözümün önüne.Kitaplarını kucaklayışı,ayaklarını yere süre süre yürüyüşünü,sürekli saçını kulağının arkasına atmasını öyle net hatırlıyorum ki.
“Aptaldım,aşık ve abartılıydı herşey.Dünyamın merkeziydin sanki.”
Yüzüm ona dönük yarısını görebildiğimin yüzünün pişmanlığını izliyorum canım yanarak.Yıllarının telefisini yapacak bir cümle arıyorum daarcığımda.
“sen farkında olmadan peşinden yürümeyi arkanda olmayı bile severdim.”
Sessizliğe gömülüyor bir süre aramız.O eline ben ona bakıyorum.
“ne değişti de vazgeçtin?,diyorum bir cesaret.Sormaya hakkım yok ama duymaya ihtiyacım var bu cevabı.Dönüp bana bakıyor.
ve kapı tıklanıyor iki kez.Metenin sesi geliyor sonra.
“kayra?
Zaten berbat hissediyodum yeterince birde o dahil olmasın.
Zıplayıp ayağa kalkıyorum ve sanki açacakmış gibi sakince gidip Metenin büyük olasılıkla kafasının olduğu yere yumruk atıorum kapıya.
“git işine”
Kayra kolumdan çekip beni kapıdan uzaklaştırıp kendisi yanaşıyor.
“mete?
“Hümadan anahtarı istedim ama vermiyor.”
“merak etme arayıp ben tekrar isticem verir.”
“tamam.iyi misin?

“hı hıı..
Kapı aralarında ama sanki kafa kafaya vermiş aşık iletişimi kuruyorlar.
Kayra gelip yatağın üzerine oturuyor ve hümayı arıyor.
“Hüma sorunu çözdük kapıyı açabilirsin,diyor büyük koca bir yalanla.
“hayır.hiç bir şeyi cözmedik Hüma.bana bir iyilik daha yap ve açma kapıyı”diye bağırıyorum.
Kayra kaşlarını çatıp tlfnu kapatıyor:
“ne istiyosun benden Onur?!duydun işte merak ettiğin şeyi !”
“son bir şey daha var,diyorum kalkıp ona doğru giderken.Şüpheyle bana bakıyor kaşları çatık.
“napıyosun? diyor ona doğru gelmemden rahatsız gibi.

Kayra
…..
Bu kadarı bana fazla yemin ediyorum bana fazla! Sanki beni seviyormuş gibi davranmaya başladı birden.Yüzünde hiç birşeyi takmayacak bi aşk bakışıyla bana doğru yaklaşıyor.
“eğer bidaha o dudakların bana değerse öyle bir bağırırım ki değil bizimkileri tüm izmiri ayağa kaldırırım Onur! bil diye söylüyorum”
Gülüyor.İçimde kelebek uçuşu yaşatıyor onca şeye rağmen bana.
“bana bir şans ver ,diyor tam karşımda durup.
“ne için?
“çektiğin acıyı telafi etmem için”
“hah telafiymiş.gülmem bile buna!
Kollarımı göğsümde çaprazlayıp karşısından gidiyorum.
Camı açıp gecenin serinliğini içime çekiyorum derin derin.Duyduklarım yaşadıklarım gerçek olabilirmi?
Onurun varlığını sol yanımda hissedince irkilip yana kaymaya çalışıyorum ama kollarını omuzlarımın aşağısından dolayıp beni kendine çekiyor.
“özür dilerim,diyor kulağıma doğru.Sıcak nefesi boynumdan aşağıya kayıyor ve baştan aşağıya tüm kararlılığım sarsılıyor.
“eğer hemen beni bırakmazsan gerçekten özür dileyeceğin kazalar çıkarırsın elimden.”
Daha çok sıkıyor beni.
“söz veriyorum tüm acılarını telafi ederim.yeterki bana bir şans ver.”
Artık geç.Artık çok geç.
“istesemde veremem.ki zaten şansım olsada vermezdim.”
Elimi kaldırıp sol elimdeki yüzüğü gösteriyorum.
“Mete dün gece bana verdi ve bende kabul ettim,
Onurun nefes alış verişlerinin nasıl yavaşladığını duyarken içimin cız etmemesi için onu gül le gördüğüm zamanları gözümün önüne getiriyorum.
“hayır ,diyor kulağıma doğru.”sadece benden intikam almak için söylüyosun.”
Onu gülle düşünmekde işe yaramıyor şimdi.sırtımı döven kalbini duyabiliyoken aklımdan geçen tek şey şuan yanımda olduğu.
“bunun ne anlama geldiğini biliyosundur heralde artık bi sevgilim var.”
Kolları gevşiyor ama ben hareket edemiyorum bu defa.
Sessiz birkaç saniyenin ardından adım atmaya hamle edecekken Onur omuzlarımdan tutup kendine çeviriyor beni”Bırak,diyorum kollarımı kurtarmaya çalışırken ama bu cüsse farkıyla baştan kaybediyorum.İnatla yüzüme bakıyo ne vars”bırakır mısın sıkıldım!”Nihayet azat ediliyorum ve gidip yatağa giriyorum.Kafam karman karışık.Kalbim delirmiş gibi atıyor birde ona keza.Örtüyü kafama kadar çekiyorum hersey sussa.deniz,dalgalar rüzgar,kalbim kendi iç sesim! sadece içimden geleni dinlesem.Meteye deneme dair verdiğim söz kulaklarımda çınlarken Onurla ilgili hiç birşey düşünemem.Hem onunla olup olmak istemediğimden bile tam emin değilim.Sanki yıllarca onu icten içe sevip kendimle birlikte onuda tüketmişim gibi.Bomboş kalmış onun olduğunu zannettiğim yanım.

“ama bilekliği aradın beni ifade ettiği için değilmi? 

Sesi kafamın hemen yanından geliyor başımı açınca yatağıma yaslanmış yerde oturduğunu görüyorum.
“kendine mal etmek zorundamısın herşeyi?”diyorum aksi bi sesle hala ona karşı bişeyler hissettiğimi düşünmek istemiyorum.Doğru yada değil.
“sanki herşey senle ilgili olmak zorundaymış gibi.”
“niye beni öptükten sonra yalan söyledin dikkatimi dağıtmak içinmiş.”
konu sapıyor işte kalbime bi sıkıntı basıyor.
“öyleydi çünkü hazala vakit verdim.”
“hiç birşey hissetmedin yani?,diyor inanmayan bir yüzle bana dönerek.
“şok olduğum halde benim bile kalbim duracak gibi oldu-”
“o senin problemin.,diye lafını kesiyorum.Duymak istemiyorum.İstemiyorum.
“Dikkat dağıtmayı bahane etmeyi bırak.öptün çünkü öyle istedin.”
Gözlerimi deviriyorum.
“kafanda kurduğun herşeyi doğru sayabilirsin bana ilişme de.”
Örtüyü tekrar kafam çekiyorum.Kalbim öyle retimli atıyor ki nefesim de hızlanıyor istemeden.Birkeç dakika ancak dayanıyorum ve altından çıkıyorum.Koltukta oturmuş bana bakan Onuru yok sayıp pencerenin önüne gidiyorum tekrar.Arkamdan gelmesini bekliyoken  buluveriyorum kendimi.Başımı iki yana sallıyorum “olmaz olmaz isteme ,diyorum kendi kendime.’Meteyi düşün.’
Hümayı arıyorum tlfnu kapalı.Boğulcak gibi oluyorum Onur öyle beni izlerken.Bir sağa bir sol yürüyorum odanın içinde.
“beni şöyle süzmeyi bırakırsan çok mutlu olurum,diyorum kısa bi göz temasıyla.Kaşlarını kaldırıp gülüyor.
“heyecanlandırıyo mu seni izlemem.”
Pek bi ukala.Ellerimi titretiyorum dalga geçer gibi.
Gülüyor.Bende biraz hafifliyorum.Üzerimdeki gerginlik azalıyor.
Kapı tıklıyor ve Metenin sesi geliyor yeniden kulağıma.
“Kayra Hümadan anahtarı almaya gidiyorum.Üzgünüm ama uyuyamıyorum siz orda başbaşayken.”
Birşey demeden Metenin uzaklaşan adımlarını dinliyorum.Onurla arkadaş olmamız için bir süre göz yummuş en azından.
Arkamı dönünce kollarını önünde çaprazlamış bir Onurla burun buruna geliyorum.
“Cidden siz ikiniz sevgilisiniz yani?
“yalan söylediğimi düşündüren neydi ki?
“daha ne kadardır tanışıyosunuz ki?,diyor sorgulayan ve ne duysa tatmin olmayacak bir yüzle.
“çenen kapansın diye söylüyorum biz ilk okuldan arkadaşız.”
Sanki beni duymamış gibi devam ediyor sorularına.
“onu sevdiğinden mi aynı yerde çalışmak istedin?sabahları birlikte gelmek,yemekleri birlikte yemek akşamları eve birlikte dönmek için?
“ona yardım etmek istedim çünkü arkadaştık.
“evet her gördüğümde sana kur yapan bi arkadaş.”
vay vay bakın neler duyuyorum.
“En azından biz birbirimizi yemiyoruz.”
Onur gül’le onun öpüşmesinden bahsettiğimi anlamış olcak ki
“seni hiç öptümü,diyor son derece ciddi bir yüzle.Gözlerinde gördüğüm korku mu?!
“daha değil ,diyorum umursamazca.
Kapının kilidi dönüyor ama Onur uzanıp tek eliyle açılmasın diye çekiyor.Ne yapmaya çalıştığını anlamak için başımı çevirmemle Onurun dudaklarının benimkileri bulması bir oluyor.Yarım saat önce ki gibi şefkatli değil hayatında en çok istediği şeymişim gibi öpüyor beni.Kapıyı tutmadığı eli beni kendinde tutmak için kulağımın arkasında.Ama ona kayıtsız kalmak artık benim kontrolümde değil.Çoktan içimdeki ona duyduğum açlığı serbest bıraktım.
“Kayra?
Metenin sesi beni kendime getiriyor ve onun dışardan kapıyı çekip açmaya çalıştığı gerçeğini yeniden içim ezilerek fark ediyorum.
Onurun gözlerine bakıyorum.
“mete bi 5dakika ya daha ihtiyacım var ,diyorum.
Mete uzaklaşmasını dinlerken Onurun gözlerine bakıyorum hala.Kapıdaki elini alıp belimi sıkıca sarıyor.
“bu mutlu son değil,diyorum başımı iki yana sallayarak.”Meteye verdiğim söz hala geçerli.”

“o zaman git,diyor beni tekrar öpmeden önce.Niye gidemiyorum?!Bi saniye daha yaşayayım bu hissi diyor sürekli içimden bir ses ve ben bir adım bile atamayacakmış gibi kalakalıyorum.

Ama Metenin yüzü gözümün önüne gelince yaptığım şey bana kötü geliyor ve Onuru itiyorum.yüzüne bakmak suç zaten.Odadan çıktığım gibi balkona atıyorum  kendimi.Mete yanıma geliyor.Yüzüne bakasım yok ama ellerini yüzümün çevresine sarıyor.

” aklını karıştırdı dimi?,diyor.Nasıl anladı bilmiyorum ama hayır diye sallıyorum.

“Sana söylemem gereken–

Sarılıyor bana hemde öyle şefkatli ki susuyorum.

“sonra ,diyor başımı okşarken.Sırtımı sıvazlıyor.İçimden ağlama isteği dört nala geliyor ve bende tutmuyorum.Omuzu rahat,huzurlu,güvenli.

“yanındayım,ne olursa olsun tamam mı?”

…..

 

 

22.Bölüm

 

Kendimi tanıyamıyorum.Bir yanım Onuru hala seviyor ve acıyor.Diğer yanım nefret ediyor.Ve içim acıyıp ona duyduğum sevgi ve kaybettiğim umudum için ona acı çektirmek kalbini kırmak istiyorum.

Ben ona içimden geldiği gibi kızgınlığımı sunarken onun o aptal suratı hep şaşkın!Niye yaptığımı anlamıyor gibi.Bana”Geçen hafta arabada söylediklerim için mi kızgınsın ?” diyor.Tabi o bardağı taşıran son damlaydı.Ama artık olay düşünemez oldum sadece Onura kızgınım sebep düşünmek gerekmiyor.

“Yıllardır kardeş gibiydik sen gelip beni öptün!kafam allak—

“Tamam yapmamalıydım.Hatalıyım ama uzatma konuşmak istemiyorum.

“Uzatan sensin.20 gündür benden neyin hayıfını çıkardığın bile belli değil.

“Kızgınlığımın abartısı yok.Emin ol.

“Söyle o zaman asıl sebebini.

“Bunca şeyden sonra ben anlaşılmayı hak ettim onur. benden birşey  duyamayacaksın!

Ona verdiğim her hediyeye aşkımdan bir parça koydum yıllardır.Anlamasını benim sevgimi bilsin istedim.Birebir söylemeye hiç cesaretim olmadı.Ama ona aldığım saatin kordonuna,kitabın sayfalarındaki SENİ SEVİYORUM harflerine,onu sevdiğim anlamıyla var olan bir çiçekle.Ama o hiç birini görmedi.Yada görmek istemedi.

Gözüm Onurun kolundaki saate gidiyor.4 yıl önce doğum gününde vermiştim Onura.4 yıldır sürekli kolunda ama arkasında yazan şeyi hak etmiyor artık.

—Ver o saati!

Yüzü şaşkın yine. Elini benden uzaklaştırıyor.

—Geri istiyorum.

—Hayır vermiyorum.

—Ben verdim onu sana.

—Biliyorum. Ama ödünç değil hediyeydi.

—Sende durmasını istemiyorum.

En kırgınından bir bakış bırakıp gidiyor Onur.Saati vermeden. Normalde tartışmaları ben terk ederdim. Değişikliğe gidiyoruz.

İzmire gitme konusunda bir sürü msj yolladı bana.Belli ki karşıma çıkmaya hali kalmamış.İçime onu uzaklaştırıyorum korkusu giriyor.Yine o ağlama isteği!Nefret ediyorum Onurdan vazgeçmemiş miydim?! İstediğim onu uzaklaştırmaktı zaten? NE diye üzülüyorum.

Gitmicektim ama Onurun  /bayan bir içim su’ yu/ Esini almak için taa nerelere gittiğini duyunca Hazal’dan, vazgeçtim.

Esin… Ah ,o Esin.

Hani yüzüne bakınca “Ne şirin bir şey “dediğiniz insanlar vardır ama aslında şımarığın kincinin tekidir. İnsanlara gizli gizli işkence etmeyi severler. İşte esin tam olarak öyle bir insan.

Onura karşı bir şeyler hissettiğimi anladığı zamandan beri bana sürekli işkence ediyor.Pis sarı cadı.Bir keresinde gözümün önünde uyuyan Onuru dudağından öpmüştü.Sırf bana uyuzluk olsun diye.Onura yakın durup gözümün içine kıskan bakışları atması anlatılamayacak cinsten hele.

Ama Bu yaz farklı olacak !bana çektirdiklerini ona ödetip burnundan fitil fitir getirmezsem.

Meteyi davet etmek bir anda karar verdiğim bir şey değildi.Gerçi aramızda bir hafta içinde cereyan eden olaylar eski arkadaştan yeni arkadaşa taşıdı ilişkimizi.Onunla ilgili ilk ilginç bilgi  yurtbaş holdingin ( metenin aile sinin ) yolsuzluk ihaleye fesat karıştırma vs. bir yığın yüz kızartıcı şuçtan mahkemelik olmasıyla başladı.Ertesi günde haberlerde şirket yetkililerinin göz altına alındığını.Mete hiç bir şey olmamış gibi öğlen yemeği için benim yanıma geldi.Bu aralar yapmadığımız bir şey değil birlikte yemek yemek ama ben sormak istedikçe bu konuyu o hep üstünü kapattı.Bende bir daha denemedim.Sonuçta kendi babası da göz altında olan kişilerden birisi.Utanç verici olmalı diye düşünüp anlayışa yürüdüm.

Sonra ki Bir kaç gün öyle sıradan arkadaş buluşmalarımız yine oldu.Ama fazlası konuşulmadı.

Sonra geçen hafta pazartesi yanımdan geçen otobüste gördüm onu tesadüfen.Onun gibi prensler otobüs ne demek bilmez sanırdım ama  gerçekten oydu ve önümdeki durakta indi.Arkasından seslendim duymayınca koştum.Bir kaç metre sonra bir apartman dairesine girip gözden kayboldu.Peşinden gittim saçma gelsede yaptım evet.Girdiği kapıyı çaldım.Beklendiği üzere Mete açtı.Beni gören yüzü şaşkın ve ne yapcağını bilemez haldeydi.

“Arkandan seslendim ama duymadın.”dedim o birşey demeyince.

Kapının önünden çekilip beni içeri çağırdı.

“Artık söylemenin zamanı gelmişti,diyererek.

Meğer bay gururlu ben ona acırım da yanında olurum diye bana söylememiş.Aslında babasının şirketini mahkemeye veren oymuş.Ve ailenin tüm banka hesaplarına el konunca bu daireyi tutmuş.Ama evde eşya namına sadece yerde duran bir yatak var.Temiz ve güzel bir yer aslında ama Mete pek öyle kullanmamış.Köşede çamaşır dolu bir bavul ve çöp dolu bir poşet.

“ee şimdi biliyorum halini sana acıyıp yanında olmamın bir sakıncası yok mu?,diyorum apartman kapısını benim için açan Meteye.

“Benle vakit geçirirken bayağı  mutlu gibiydin.Artık sorun olmaz,diyor mahcup bir sırıtmayla.Kıyafetleri kuru temizlemeye bırakıp Ayrıldık ve ben direk şirkete gidiyorum.Bu acı bir gerçek ama iki yıl olduğu gibi bu yılda Onurların şirketinde staj görüyorum .Onurun odasına kapıyı tıklatıp giriyorum.İlk 4-5 adımımı atana kadar başını kaldırıp bakmıyor bana.Harıl harıl bilgisayarda bir şeyle yazıyor.

“Sekreter misin sen ,diyorum sesimi olabildiğince laf sokmuyormuş gibi ısıtarak.İfadesiz yüzü beni görünce tereddütle gülüyor.

“Sen buraya gelirmiydin?,diyor.

Sanki gelmeyeli 3 haftadan uzun olmuş gibi.Neyse kişisel duygularımı bir süre kapatmam gerek.

“Bana bir iyilik yapmanı isticektim,diyorum direk.

Bir süre gözümün içine bakıyor.

“Sende bana yaparsan niye olmasın.

“Bir arkadaşımı işe al.”

“Sende hafta sonu izmire gel.

“Tamam.

“Benden de tamam.

Gülüyor zafer kazanmış gibi.Kalkarken teşekkür ediyorum oda ediyor.Ona gülümsemeyi onu sadece sevmeyi öyle özledim ki bu küslük ne kadar yorucu bu kısa kavgasız konuşma hatırlatıyor bana.

birlikte çalışıp birlikte yemek yediğim güldüğüm biri oluverdi işte mete bir haftada.

“Demek sevilecek biri olduğum zamanlarımda varmış, dedim düşünmeden akşam eve giderken bana eskiden kalma bir resmimi gösterince Mete.Resmin arkasında ilk aşkım yazdığı için kurmuştum aslında o cümleyi.Arkadaşının  ilk aşkı olmak garip bir duygu ne yalan söylim.

“Bence hala aynı Kayrasın.Hala sevilmeye en layık.

“o zamanlar benden başka arkadaşın yoktu o yüzden hala saygı duyuyosun bana.

Bir şey demiyor mete.Haklıyım da ondan.

 hava alanına gidip herkesi yanında birisiyle görünce Meteyi de bu tatil olayına dahil ettiğim için kendime aferin dedim.Yanlız hissettirmediği için.Tabiki Hazal ve Hüma var ama ikiside sevgilileriyle başbaşa tatili hak ediyorlar.Kimsenin sorumluluğumu üstüne almasını istemem.

 Benzin istasyonunda mola verip Hazalla markete girdiğimizde Onur yanımızda belirdi ve Hazal “lavaboya gitme bahanesiyle tüydü.Yanımda birşey sormak ister gibi elleri cebinde dikilen Onuru yok sayıp çikolata reyonunu incelemeye devam ettim.

“Çıkıyomusunun Meteyle,diye sordu öylesine bir sesle.

“Daha değil ,diyorum bende öylesine der gibi.

“Bu ondan hoşlandığın anlamına mı geliyo?

Dönüp yüzüne sana ne bakışı atıyorum.

“Yani sevdiğin sonucunu mu çıkarmalıyım?

Bakış yetmedi illa laf istiyo.

–Bi sonuç çıkarmak zorunda mı hissediyosun? Ne sıfatla?

Yutkunuyor gözümün içine bakıp.

–Arkadaşın.

–Sorun ne arkadaşım?

Nefret ettiğim cümleleri kurdutturuyo bana!

–Sorun–deyip etrafına bakıyor sanki aradığı cevap etraftaymış da çıkıp Onuru aydınlatacakmış gibi.

“Ben söylim_ Benim sorumluluğumu almak zorunda hissetme kendini.İnan bana en son istediğim şey bana abilik yapmaya çalışman.

Sepetime hiç bakmadan iki biskivü atıp yanından geçip gidiyorum.Ona laf sokup canımın acımadığı günler ne zaman gelir?

…..
Esin o bildik nazlı sesiyle “Onur hadi yüzmeye gidelim “diyor.

“Sebiyeobugıydın?”

Ağzı yutulmamış tostun doluluğundan ne dediği anlaşılmıyo gibi gelsede ben esinin oldukça küçük parçalardan oluşan bikinisi hakkında bir yorum olduğunu anlıyorum.Hazal yanıma geliyor.

“yine iş başında  cadı barbie .

Başımı sallıyorum nefretle.Onur dönüp bize bakıyor.

“Birlikte gidelim?

Hazal “sonra ,deyince bende cevap vermiyorum ve o ikisi yanyana kumsala doğru koşuyarlar.Aman ya rabbi.Sanki mutlu son! 

“gidip o kıçına tekme atmak istiyorum,diyorum dilim çözüldü hepten.

“Hangisinin diyor hazal gülerek.Hiç gülcek havamda değilim bakışı atıyorum ada hemen düzeliyor.

“Yapma kayra kuzeniyle arasında bir şey olcak değil ya.

“Onura ciddi ciddi kur yapan bi kuzen.

“yinede hiç şansı yok Onuru tanıyorum.

Hüma yanımızda bitiyor zıplayarak.

“oooo, diyor uzaklaşan Onurla Esine bakıp.”Şirin barbiye  fazla seksi bir bikini giydirmişler.Bizzde ne var bakalım ,diyor bana bakarak.”dağınık topuz bol bi t-shirt ve erkek reyonundan alınmış gibi duran bir short.”

Omuzunda itiyorum onu.”Sana bi el atmak gerek diyor beni kolumdan tutup yukarı çekerken.Hazal da gülerek geliyor.

“Sizin olayınız nedir?,diyorum Hazala yukarı çıkarken.Çünkü Buğrayla araları soğuk gibi.

“Önemli değil.

“Aşık kavgaları işte,diyor Hüma olası bir tahminle.

Getirdiği valizleri bir bir açıyor Hüma.Aman Allahım! Sanki 3 aylık tatilde her gün başka bir şey giycek.Bir yığın renk renk çeşit çeşit etiketi üzerinde bikiniler mayolar shortlar.

“ciddi misin?,diyor Hazal uzaktan izlerken.

“Sana da sıra gelcek bebeğim bekle hele.”

T-shirtümü çıkarttırıp üzerime tutuyor ne aldıysa.Kırmızıyı maviyi laciveti,kareliyi,puanlıyı,çiçekliyi.Hiç birini beğenmiyorum.

“Ben vucudunu kendime saklamay isteyenlerdenim”diyorum Hümaya artık sıkılıp.Hazala dönüyor.

“Bende ,diyor Hazal almım der gibi elini kaldırıp.

“İyi diyor Hüma kızarak.”Sevgilileriniz gelip geçenlere baksın o  zaman.Sizde kenarda oturun erkek bozmaları.”

Hazal camdan dışarı bakıyor.”Tamam hadi iyi olalım.Gözüm kapalı seçiyorum.

Elini uzatıp bir çift çekiyor yığının içinden.

“Sende–

Bende gözümü kapatıp seçiyorum.Bana çıkan Hazala çıkandan daha minik.kötü mü yaptık ne.Onları önden gitmeye ikna edip ben bu minik şeylerle nasıl çıkarım diye 15 dakika daha düşünüyorum.Sonra üzerime bol uzuun bi t-shirt çekip sahile koşuyorum

Güya tatile yüzmeye geldik ama herkes güneşlenmekle meşkul.Mete ve Aras yanyana uznmış güneşleniyorlar.Hatta uyuyor bile olabilirler.Hüma bana bakıp ağzıyla çıkar onu diyor sessizce.

Esin Onuru kremliyor!!

İyyy salaklar.HÜmanın yanına çöküyorum.Onur dönüp bakmıyor bile.

“Aaa diyor Hüma birden “Onur şugelen senin eski sevgiline benziyo ,Gül müydü?”

Yüreğim hop ediyor.Hem esin hem Gül ikisine birden katlanamam.Ama sadece geçip giden bir kız.

“Hayır,diyor Onur kız önümüzden geçip gidince.Hüma neyin peşinde bilmiyorum.

“Garip nerde açık saçık giyinen birini görsem onu hatırlıyorum.

Onur gülüyor.”Evet Gül fazla cesurdu giyinme konusunda.

!!! Hüna nın niye yaptığını anladım geçte olsa.Beni kızdırmak kışkırtmak için tabiki.Ama işe yarıyo ve 

“Ben gidiyorum ,diyerek t-Shirtümü  çıkarıp ilerdeki kafeleri hedef alarak hızlanıyorum.O aptal Onura öyle kızgınım ki şuan ağlayabilirim.Gidip onu cimcikleyebilirim.Ne zamandır Gül cesur oldu? O kıza karşı yarışamayacağım için kendimden nefret ediyorum.Onunkiler kıyasla benim göğüslerim devede kulak kalır.Bikini üstümü çekiştirip örtmeye çalışıyorum.

Arkama bakmıcam arkama bakmıcam…Onun beni umursamadığını bir kez daha görmicem.Ben ilerledikçe kalabalıklaşıyor etraf ve üzerimde gezinen bir kaç gözle karşılaşıyorum.Uzaktan Onurun bana seslene sesi geliyor kulaklarıma.Hem gıcık hem mutlu olsamda dönüp bakmadan güvenle yürüyorum.

Karşıdan gülerek bi delikanlı bana yaklaşıyor.

“Merhaba.

Kaşlarımı kaldırıp tereddütle süzüyorum çarpık gülümsemeli çocuğu.Devam ediyor.

“Size bi içecek ısmarlayabilir miyim?”

Yantarafta dizilmiş bir gurup merakla bize bakıyor.Bu sanki şu filmlerde ki tanıdık sahne.Erkek arkadaşlarına kendini kanıtlamak için gözleri önünde bir kıza kur yapar..

“Niye?

“Çünkü seni gördüm ve onunla tanışmalıyım dedim.”

“Bende seni görüp oww kesinlikle bu tip erkeklerden uzak durmalıyım dedim.”

Gülüyor.Bende gülüyorum neden se.Ama onunkisi etkilenmiş benimkisi yok artık diyen cins.

“O zaman yanında yürümeme izin ver.

Bi dakka Nİye onur tamda bu tarafa geliyoken tek kozumu kaçırayım ki.

“Aslında düşündümde birşeyle içebiliriz.”

“İşte doğru seçim,diyor adsız yakışıklı tip.

“ee adını bilmediğim çocuk diyorum açık bara doğru yürürken ideeayı kazanmış mı oldun şimdi?”

Elleri cebinde tek kaşını kaldırıp gülüyor ve “Doruk ” diyor.

Bende Onu taklit edip tek kaşımı kaldırıp “Kayra ,diyorum.Sonra aramızda gerçek bir gülüşme yaşanıyor.İmalı olmayanından ve ben bir el tarafından tutulup engelleniyorum.

“Noluyo burda,diyor Onur şimdiye kadar görmediğim sakin bir maçolukla.

“Birşey olduğu yok.birşeyler içmek olay sayılıyosa.

“Uza-,diyor çocuğa tehditkar bir yüzle.Ve az önce paşa gibi özgüvenli olan Doruk paşa paşa gidiyor.Gerçi şöyle bir baktımda Onurun kaslı vucuduyla zaten boy ölçüşemezdi.Akıllıca.

“Kayra napıyosun?,diyor bana doğru dönüp.Kolumu elinde çekip” asıl sen napıyosun? birşeyler içip yeni arkadaşlar edinmeye çalışıyorum.

“Saçmalama! ne arkadaşlığından bahsediyosun hemde bu kılıkla?Sana yapabileceklerini düşününce bile –

Gerisini gözlerime öfkeyle bakarak getirmiyor.Elinde sahilde bıraktığım üstlük var bana uzatıyor.”Giy şunu ve gidelim.

“İyiyim böyle.Bir şeyler içmek için çıktım ve dönmüyorum.Sen git “

Arkama bakmadan emin adımlarla kafeye doğru ilerliyorum.Tam köşeyi dönüp giriş kapısına dönecekken yeniden Onur tarafından engelleniyorum.Yine bileğimi yakaladı.

“Ya bırak–

Kolumu kurtarınca geri doğru sendeliyorum ama duvara dayanınca düşmekten kurtuluyorum.

“Kayra tek başına burda takılman güvenli değil.”

Sağ tarafa sapacakken Onur kolunu duvara dayıyor 

“Sana ne yaa”

Sol tarafa dönüyorum ve orayıda koluyla kapatıyor.Duvar ,onur ve kolları hapsi kalbimi hızlandırsada çıkmaya çabalamaktan vazgeçmiyorum.

“Birlikte o zaman- bir şeyler içip döneriz?”

İki elimle göğsünden sertçe itiyorum.Banamısın demiyo.

“Ok?.”diyor  uzlaşma çabasıyla.

Hala onu kendimden uzaklaştırmaya çabalıyorum.Onu dinlemediğimi hissettiğinden olacak ki iki elimide tutup gözlerime bakıyor.

Kalbim içine mikser düşmüş gibi dönüyor.Gözlerine en son ne zaman bu kadar yakından bakmıştım kim bilir.

“Vazgeçtim,diyorum beni bıraksın diye kurtulmaya çalışmak faydasız çünkü.”Keyfim kaçtı.”

Kollarımı bırakmıyor hala.Gözleride gözlerimde.Şöyle bana doğru eğilmesin.yine bir saçmalık yapıp onu öpersem ne yaparım.Yeniden ellerimi çekiyorum be defa bırakıyor.Omuzunda asılı duran üstlüğümü alıp kafamdan geçiriyor.

“Bırak ben yaparım “diyorum boğuk boğuk.T-shır tü üzerime geçirip Onurun yanından ondan hızlı yürümeye çalışarak geçiyorum.Tabi beni yetişiyor.

“Ne yapmaya çalışıyosun anlamıyorum.

“Hiç şaşırmadım.

“Kayra değiştin.Farkında mısın?Seni tanıyamıyorum.

Ona bakmamaya çalışarak ” bende kendimi.”

“Ciddiyim,diyor yine kolumu tutarak.

“Şunu yapmayı kes!

“Sende beni dinle!

“Niye beni kırasın diye mi?

Kolumu çekerken bilekliğimde kayıp düşüyor bileğimden.Onur alıp bana veriyor ve bende öfkeyle denize doğru atıyorum.Nefret ediyorum o bileklikten.O Bileklik hep umut demekti benim için.Birr gün beni sevcek umudu.4 yıl önce Onara doğum gününde saat aldığımda arkasına bir soru yazdırtmıştım.Ve cevabınıda bendeki bilekliğe.Ama onur hiç sormadı onu bana.Bende cevaplayamadım.

Bende bize doğru bakan Hümaya aldırmadan direk eve çıkıyorum.Duş alıp yatağa giriyorum.O kadar yoruldum ki kendimden.Kararsızlığımdan.Ölene dek onuru sevcem derdim önceden kendime.Artık istemiyorum.Bir sürü umudu daha çöpe atmak yine onu sabırla beklemek çok saçma.Başım ağrıyor.Kalbimde…

Gözümü açtığımda hava yarı karanlıktı.Hemen yataktan çıktığım gibi bilekliği attığım yere koştum.Ben böyle biriyim artık ne istediğini bilmeyen.Bir kaç saat önce kurtulmak istediği bir şeyi şimdi deli gibi arayan.Bulamıyorum ve sırılsıklam eve dönüyorum.Hazal ne olduğunu soruyor.Sonra konuşuruz deyip atlatıyorum.Sonra Mete bitiyor odamın önünde.Onuda postalıyorum.Üzerimi değişip yatağa giriyorum.

Hüma yemek getiriyor.Ve 15 dakika sonra kapım yeniden çalınıyor.

“Kayra ?

Cevap vermiyorum diğer 3. seslenişindede.Hem ona sarılıp ağlamak hemde onu kovmak istiyorum ama tepkisiz kalıyorum.Kapı açılıyor ve yavaş adımlar içeri giriyor.”Kayra? diyor yeniden.Adım ağzından çıkınca güzel geliyor.Kominin üzerine şıngırtı çıkaran bir şey bırakıyor.Yoksa?

doğrulup bakıyorum.Gerçekten bilekliğim!Onurun yüzüne bakıyorum 

“Sen attıktan sonra girip bulmuştum,diyor gözlerime bakmamaya çalışarak.”Yıllardır hiç çıkarttığını görmedim ve onu kaybetmek istemezsin diye düşündüm.”

Uzanıp bilekliğimi alıp tekrar yatıyorum”Teşekkür ederim.”

“Ömemli değil.”

Onur bir kaç adım geri doğru atıp sonra arkasını dönüyor.Kapının kolunu indirmesine rağmen açılmayınca dönüp bana bakıyor.Bilmiyorum der gibi başımı sallıyorum.

Dışardan Hümanın sesi geliyor.

“Özür diliyorum ikinizden de ama kavga etmeyi kesip anlaşana kadar sizi ordan çıkarmayı düşünmüyorum diyor.Tam Hümadan beklenecek bir davranış.

“Hüma saçmalama diye sesleniyorum yataktan çıkarken.

“Gittim bileee”

Onur dönüp yatağının yanındaki koltuğa oturuyor.

“Napıyosun?kapıyı açmaya çalış biraz.”

“seninle uzlaşmayı tercih ederim,diyor kararlı bir yüzle.

Sağ çıkarsam bu odadan iyidir.

“Bak Hümayı tanıyosam bu gece bizi buradan çıkarmaz.

“Bana uyar,diyor ayaklarını yatağıma uzatarak.

“O kas yığını kolaarını kullan ve aç bu kapıyı bence.

“Asıl sen gel oturda sorunumuzu çözelim.Yoksa dedğin gibi Hüma biz uzlaşmadan açmaz o kapıyı.Ve tecrübelerimden biliyorum ikna etmesi zor bi tiptir.

Allahım sana geliyorum…

…..

 

 

21.Bölüm

Aras

Ailelerimizin söz zımbırtısı olduğu gece Hüma’nın  elleri bir saniyeliğine etrafındaki boşluğa tutunacak bir şey arar gibi uzanınca taa merdivenin başından onu tutmam mümkünmüş gibi reflexle kollarımı ona doğru uzattım.

Hüma yere yığılıp bayıldığında yanına gitmektense burdan ona kol uzatmanın ne kadar aptalca olduğunu idrak ediyordum.Ben buyum işte en içten gelen samimiyetim bile uzaktan kalıyor !

Sanki yere düşen Hüma değilde nükleer bombaymış gibi –başta benim ve Hümanın annesi olmak üzere- herkes telaşla bağrışmaya ve Hümanın etrafını sarmaya başladığında asıl bomba benim içimdeydi de kimsenin haberi yoktu.

“Benim yüzümden oldu,diye fısır fısır içime kulaklarıma beynime dolan ses beni sabaha kadar uykusuz bıraktı.O ses her harekete geçtiğinde bende “ben onu uyarmıstım bana bulaşma demiştim.”diye nefsi müdafaya giriştim ama rahata eremedim bir türlü.

Ve gece boyu Hüma bayılırken  o aptal dürtüyle ona uzanmaya hamle edişimi düşündüm.

“Sahi o neydi lan?

“Reflexti işte yere düşcek diye uzandım bir an boş bulunup.

“yoksa düşmesin benim yüzümden yıkılmasın mı istedim?

“sahi istedim mi?

“24 yıllık bencilliğim kenara çekildi ve ben o yapışkan kızı mı düşündüm?

İç sesim Hümaya yapışkan derken vicdanım üzerine alınıp beni sıkıyor.

“Bune ya ? ona artık yapışkan bile diyemicem mi?

“Ama o beni başkasıyla gördüğü halde seven bi yapışkan.

“o yüzden yapışkan ya-tehlikeli tehlikeli çok tehlikeli o kız?!

-Resmen aklıma bile yapıştı kaldı.Çık çık çık kafamdan .

Kendi kendime sesli son cümlem beni iyice aptal hissettirdi ne yalan söylim.Çenemi kapatıp tv yi açıyorum.Yeni model mazdanın tanıtım reklamıyla biraz kafam dağılıyor ki spiker o lanet cümleyi kurana kadar.

“O kadar hızlıdır ki adeta asvalta YAPIŞIR.”

Sinir oluyorum iki dakka moladan sonra Hüma yine kafamın içinde iyimi?!

Başka bi kanalı açıp yemek pişiren adamı görünce kalıyorum.Harbi karnım aç.

“İyi ne isterse canım onu spariş veririm.”diye bekliyorum şöyle iştahımı iyice açacak bir yemek görmek için.Ama adam pasta yapıyor.

Bende başka bi usta bulurum diyerek kanal değiştirmek üzereyken bir ayrıntı dikkatimi çekiyor.Adamın saçlarının  tepesi kel.Sonra Hümanın pastaneden kel kafa kurabiyesi istediği gün geliyor aklıma.Sesli bir kahkaha atıyorum.Kendi kahkahalarım boş evde yankılanıp bana geri geliyor ama kolay kolay durduramıyorum kendimi.

-İyice delirdim ha ,diyorum gözümden gülmekten gelen yaşı silerken.

Gülme krizi sona erince berbat hissetmeye kaldığım yerden devam ettiğimi fark ediyorum.Artık açtığım kanallara kızmaya başladım.İnsan bu saatte uyuyamayanlar için güzel birşeyler koyar dimi?!

Saçma sapan belgeseller-bir kurbağa yaprağın üzerinde tünüyor.

“Sende bana dala YAPIŞTIM demeye çalışıyosun dimi?”

Zapp—

Maymunun biri yavrusunu sırtında taşıyor.

“Sende annene YAPIŞMIŞSIN.yapışın yapışın.Hepiniz onun tarafını tutuyosunuz.”

Zapp—

Masmavi bir deniz “burda birşey bana yaşıpmayı hatırlatamaz derken bir çift dev ekranımı kaplayıp öpüşmeye başlıyor.

“Ha bir siz eksiktiniz!

Bu defa kapatıyorum tvyi.Kallarımı önümde çaprazlayıp gözlerim karanlığa alışırken beynimde bir gerçek beliriyor.

“Ben hümayı hiç öpmedim…

Sahiden de Hüma bir ay takılıp ta öpmediğim tek kız unvanına layık bulunuyor. Nasıldır acaba onu öpmek. Dudakları gözümün önüne geliyor.

Ve birden kendimi basıyorum.

“Ciddi misin? Yaptım mı? Onu hayal mi ettim ben şimdi? Biri beni dövsün! Sonunda buda oldu yaa !!”

Sabah 7 de “gidip nasıl olduğunu sorayım-oda bana bildik bir iyi desin ve artık biraz uyuyayım” diyerek Hümanın kapısına gittim.Ama kaıyı çalmak beklediğimden de zor

“Acaba ilk tepkisi ne olur-tokat yermiyim ki?

“Belkide artık bidaha görüşmeyiz.

“Yok ya nerde Hümada beni azad edecek göz? Kesin iç bir şey olmamış gibi davranır.

Eğer birşey olmamış gibi davranırsa durumumun daha betere gideceğini hissediyorum.Yok ben böyle değildim.Kesin karakter bölünmesi yaşıyorum kesin!

Ve kapı ben çalmadan açılıyor.Öyle kapıda iki saat dikilirsen olacağı buydu.Hissetti mi ne?

–Günaydın diyor, gözlerini ovuşturarak.

–Yaa öyle.

Ben kıvranıp uyuyamazken hüma çekmiş resmen biyerlerinden.

–Uyumadın mı sen ?diyor merakı açılmaya başlayan bir sesle .

–Ne alaka mışıl mışıl hemde.

–O zaman uyanıncada çok yakışıklıymışın.Benim gözlerim yumurta gibi dimi?

Gözlerini tekrar ovuşturuyor.

Bu ne şimdi?Bewn hakaret bekliyoken yakışıklı olduğumu duydum.Bu HÜmanın dilinde küfür mü acaba.

–Nasılsın ,diyorum elimden geldiğince öylesine soruyormuş gibi.

–Yani ayaklarım biraz acıyo başımda kazan gibi ama iyiyim.İçeri geçsene ayılamadım daha kusura bakma şimdi aklıma geldi içeri çağırmak.

–Yok işe gitcem birazdan

Yalan-bu uykusuz halimle biyerede gidemem.Ama arkamı dönüp gitmeden b kadarını söyleme gereği duydum.Bir iki adım atmışken adımı sesleniyor ve ses tonundan içindeki saamimiyeti seziyorum.

-Aras.

Dönüp yüzüne bakıyorum.Gördüğü kötü rüyayı unutamayan küçük bir kız sanki.

–Kendini suçlu yada sorumlu hissetme.Asudeyi sevdiğini bilerek herşeyi göze alarak istedim seni kazamnayı.Hala da istiyorum.Senden vaz geçmiş değilim.

–Kendimi suçlu hissettiğim falan yok .

Başını sallıyor gözlerimin içine bakarak bu defa birşey demeden dönüp daireme giriyorum.Kapıyı kapatıp içimdeki sarsıntının geçmesini bekliyorum.

Bu neydi şimdi?Biraz olsun pes etmiş umudu kırılmış olması gerekmez miydi?Ben onu kendimden uzak tutmaya çalıştıkça ne diye o iyice içime esiyo!?

Elinde bir fincanla karşımda meteyi görünce kendime geliyorum.

–Ne zaman geldin?,diyorum sırıtan suratına.

–Az önce diyor gülerken,sen HÜmaya nasıl olduğunu sorarken.

–Ne diyorum imalı gülüşüne.Yanından geçip koltuğa uzanıyorum.

–Onu önemsemeye mi başladın yoksa bana mı öyle geliyor?

Umursmaz herzamanki bakışım şimdi yüzümde.Hümayı umursamak mı haa gülerim.

–Ben hayatta neleri önemserim sen daha iyi bilirsin Mete.Paranın getirdiği lüksleri ve seni.

Kahkaha atıyor tek dostum.

–Kalk işe gidelim baban seni işten atmasın sonra.

….

Salı günü öğlen arasında şirketten çıkınca Hümayı renkli elbisesiyle gülüp bana doğru gelirken görüyorum.

–Naber diyor.

–ayaklı meyve sepeti gibisin,diyorum.Aslında beğenmiştim yakışmıştıda ama iltifat etme şeklim bu.

–Sende sirkten kaçmış gibisin,diyor.Bu gün marka için yapılan takımlardan birini giydiğimi geç fark ediyorum.

–Sen bana palyaço mu dedin  şimdi?

–Öyle bişe demedim:)

–Bu takım özel tasarım ve ben reklamını yapmak için haftada bir gün bu tür şeyler giymem gerekiyor.Yani iş kıyafetim bu.

–Merak etme hayatımda gördüğüm ennnn karizmatik palyaço sensin.

Gülüyorum sanki iyi bir şey duymuşum gibi.Çocuk gibi peşimde dolaşsada keyfimi yerine getiriyor.

–Benim dersime gitmem gerek,diyor peşimden gelirken.

Birşey demiyorum.

–Şimdi gidiyorum 

–Güle güleee

–Ama akşam ki partiye benle gitceksin dimi ?

yeni koleksiyonun kutlama partisini  nerden biliyor bilmiyorum ama evet o Hüma napıp edip öğrenmiştir.

–Olabilir.

Sevinç çığlığını tutmaya çalışması yüzünden garip mırıltılar çıkıyor Hümadan.

–Gidiyorum şimdi

–daha öncede öyle demiştin.

–tamam.Seni seviyorummmm!!!

Arkamdan bağırıyor.Sokak ortasında dahi yapmaktan çekinmeyeceği bir şey bu alıştım :)

Akşam 5 de birlikte partiye gidiyoruz.Bir çok kişinin gözleri bizde.Tüm şirket çalışanları ilk defa kolumda bir kız görüyorlar nede olsa.Hemde aile baskısıyla sözlendiğim dedikodularından sonra.

Hüma gayet mutlu.Sanki benim kolumdayken dünya güzeli seçilmiş.Pembe elbisesi kafasında ki çiçekli tacı biraz çocuksu ama onun  üzerinde abartı durmuyor.Hatta bölüm şeflerinden biri ünlü bir tasarımcının adını söyleyip Hümanın elbisesini kimin tasarladığını biliyor.Çiçek bahçesi elbise ünlü tasarım mış iyi mi:D

Müzik başlayınca Hümayı centilmenlere has bir iltifatla dansa kaldırıyorum.

–Bu gün farklısın,diyor gözümün içine bakarak.

–Nasıl farklı?

–Bana ilk defa böyle bakıyosun.

–Nasıl bakıyorum.

–Bana ilgi duyuyormuş gibi.Sanki öpmek istermiş gibi.

Öpme kısmını söylerken sesi inceliyor ve kayboluyor.Sanki emin değilmiş gibi.Ama haklı o nu öpmenin nasıl hissettirceğini gerçekten merak eder oldum son günlerde.Ama havalara girmesini istemem.

–Evet bir an istedim.Ama anında geçti.

Yüzü asılıyor.

Dans bitince çok saygı duyduğum beğendiğim İpek yanımıza geliyor.

–Demek meşhur kız sensin.

Hüma gülümsüyor.

–Hangi meşhur kız ? diyorum.

–Şu sözlün olan.Dedenin övüp bitiremediği.

Kahkaha atıyorum.

–Hüma o değil,diyorum.

Hüma dönüp bana inanamzlıkla bakıyor.Ama gözüm ipek te.Elimi Hümanın omzuna atarak.

–Hüma kardeşim gibidir.Sence böyle bi kızla evlenir miyim?

Kendi aklımdan neler geçtiğine emin değilim.Sadece Hüma bana kızsın istiyorum.Eğlenmek…

İpek gidince Hüma beni kolumdan tutup arka bahçeye çıkarıyor.

–O neydi? ,diyor yüzünde hiç görmediğim bir kızgınlık.

–Ney neydi? gülüyorum ama o hala kızgın.elindeki küçük çantayla göğsümü dürtüyor.

–Eğlenmeye çalışıyosun ama ben sevmedim!Sevgilin,arkadaşın suç ortağın hatta düşmanın bile olabilirim ama kardeşin olmam!

Gerçekten kızmış.

–Şimdiye kadar bir sürü kızılacak şey yaptım ama bulup buna mı taktın cidden komiksin.

–Sen değilsin

–Kardeş—

Kaşlarını çatıyor.

–Hadi gidip bir şeyler içelim,diyorum elinden tutup içeri giderken.Onun kızması bana garip bir haz veriyor. böyle yaparsam beni sevmeye devam edip etmeyeceğini bilmek istiyorum.

Gece onu kapısının önüne dek götürüyorum.Keyfi yerinde.İçmemesini söylemiştim.

–Niye sevgili olmuyoruz?,diyor gözlerini açık tutmaya çalışarak.

–git önce bi yüzünü yıka.bana çıkma teklifi etcek kafada değilsin.

Beklemediğim bi hızla gelip bana sarılıyor.sırtıma vuruyor.

–seni her dakika daha çok seviyorum Aras.

Kalbim lise dönemimi anımsatacak gibi hızlanıyor.onu tutup kendimden uzaklaştırıyorum.

–Git uyu.

–Geri alıyorum son söylediğimi? bu dakika az öncekinden az!

Kaşları çatık suratı bi komik.

–Normal olan o zaten.Beni gün geçtikçe daha az semen.tanıdıkça.

Arkasını dönüp içeri giriyor ve kapıyı suratıma çarpıyor.Omuz kırıyorum ve bende evimin yolunu tutuyorum.

Çarşamba odama kadar geliyor.İki hamburger dev boy limonatayla.Öğlen yemeği için yanıma gelmesi biri ilk sayılmaz.Ama sekreterime randevuya ihtiyacım yok deyip içeri dalıyor.Yemeği yiyip parkta gezintiye çıkıyoruz.Bana en şirin haliyle Onurların yazlık evine hafta sonu gelmem için ısrar ediyor.

–Senle tatil mi? asla..

Öyle azimli ki öbürgün tekrar soruyor sonraki gün tekrar.Metenin Kayra tarafından davet edildiğini duyunca Hümaya evet diyorum.Öyle mutlu oluyor ki cidden garip.Elimi beline atıp mutluluğuna ortak oluyorum.Böyle anı yaşayınca öyle kolay geliyor ki herşey.Ona dokunmak ona gülmek.Sadece oyun diyorum.O benden bıkana kadar onunla oyun oynuyoruz.

İzmir’e uçakla gidip araba kiralıyoruz.İlk durduğumuz benzin istasyonunda Buğra denen Hazalın çekik gözlüsü tlfla konuşuyor.Ve bende istemeden duyuyorum.Birisine ablasının hazala anlatıp anlatmadığını söylüyor.Hazalın başkasından duyması isteyeceği son şey olurmuş falan.Hazal bir arkadaş olarak Hümaya uygun olmadığımı düşünüyor biliyorum.Gerçi haklı ama kimse mükemmel değildir.

Ev beklediğimde güzel.Onur bize evi gezdirirken o kadar da kötü geçmeyebilir diye düşünüyorum.Üstelik Hümayla işleri oyuna koyduk.Hüma ben ona ayak uydurduğum sürece hep mutlu bende bu ilişki oyun kaldığı sürece mutlu olacağım.

Markete hazalla yollanıyorum.Cidden artık eminim beni kesinlikle tasfir etmiyor.Ama ona karşı doğal olmak güzel.En azından hakettiğim gibi davranıyor bana.Onu kışkırtmak bana öfkelenmesini sağlamak en az hümayı kızdırmak kadar eğlendiriyor beni.

Herkesin ne sevdiğine emin et çeşitlerini dolduruyor sepete.Hümanın ne sevdiğini benim bilmemi istediği belli.

–Köfte,diyorum.giderken ben köfte severim demişti çünkü.Ama alerji kısmını unutuyorum.İlk buluşmamızda suratı kızarıp bozarmıştı yine o hale düşmesini istemem doğrusu.

Asudeyi kasteden ilginç bir lakapla “Vakum kız” niye getirmediğimi soruyor.Bidaha kine artık diyorum.Cidden o kadar yüzsüz olduğumu düşünüyorsa bende olurum.

Neden iki kızı birden idare ettiğimi merak ediyorum.cevap fazla uzun .Kimse farkında değil ama asla hiç birine sahip değilim ki?!Asudeye olamadım Hümaya olmayacağım.Anlatsam anlarmı?hiç gerek yok.bilse ne değişir.

Önüme bakmamı benimle ölmek istemediğimi söylüyor.Sonra benim kişiliği oturmamış biri olduğumu.Umrumda değil.Kolay kızmam…

Sonra Hümanın hiçbir zaman doğru seçimler yapmadığını benim istisna olmadığımı söylüyor.Garip bi boşluk hissi doluyor içime.Asıl cümle gerçekler neşemi kaçırıyor.

““Onun sevgisinin çokluğu aşka olan aşkından.Üzeri alınmaya kalkma.”

Halbu ki biliyor dum.Biliyordum işte.Ama niye başkasından duymak böyle hissettirdi.Bende elimdeki tek kozu kullanıp Buğranın konuşmasından bahsediyorum.Başarıyorum.Onunda keyfi kaçıyor.Ama onun keyfini kaçırmak benim kini yerine getirmiyor.

….

Mangalı yapıp kumsalda ateş yakıp kolaları cipsleri taşıyoruz.Geleneksel tatil oyunu başlıyor.Ama Onurların oynama şekli biraz farklı.Benim bildiğim ortada şişe çevrilir uca gelen cevaplar falan.Ama Kayra herkesin bir soru yazmasını istiyor bir kağıda ve herkesin yazdığı sorular bir kavanoza dolduruluyor.Halka olup oturduğumuz kumun ortasında şişe dönüyor ve kavonozdan çıkan soruyu şişenin  iki ucu cevaplıyor.

İlk şişe uçlar bana ve karşımdaki meteye geliyor.Şişeden çıkan soru öyle komik ki! 

“İLk öpücüğün ne zaman ve kimleydi?”

Kim yazmış bu soruyu diyorum kahkaha atarken.Mete cevaplıyor.

“Orta son sınıfta irem diye bi kızla.)”

Kayra gülüyor.”Sana tokat atmıştı.”

Doğruya orta okul arkadaşları.Hüma “sen ? diyor bana

“Eee hatırlamıyorum ne bilim.”

Herkesin gözü benim üstümde.Hafızamı zorlama gereği duyuyorum.

“Sanırım ilk okulda bi kız üstüme düşmüştü dudağı benimkine değmişti.

Hüma öyle bi,r gülüyor ki pişman oluyorum.Şişe tekrar dönüyor bu defa Hüma ve Onur var iki uçta.

Hazal kavonozdan soru çekip okuyor.

“Kabul olacağını bilseydiniz ne dilerdiniz şu an?.

Hüma direk “sevgime karşılık,diyor.Hiç şaşırmadım.Onurun gözleri dalmış sanki söyleyip söylememek konusunda kararsız.

“Bana geri dönmesini…”

Kimse için pek açıklayıcı bir cevap olmuyor ama şişe yeniden dönüyor.Buğra ve kayra.

Soruyu Hüma çekiyor.

“Güzel soruymuş kim yazdı bunu ? Söylediğin en son yalan?

Buğra başını eğiyor.

“Anlatmaya değmez”diyor.Ama hüma “yaa mecbur yoksa cezza var,diye araya giriyor.Ama buğra açıklayınca herkes hmmm diyor.

“En son söylediğim yalan o birisine “anlatmaya değmez dedim.

Kayrada “İyiyim”diyor.

Klasık cevap ama şişe tekrar dönüyor.Bir ucu onurda bir ucu kuzeni esinde.

Soru “En son kimi kıskandınız.

“Arkadaşımda orlando bloom ın imzalı resmini görünce kıskanmıştım diyor.Kızlar işte imzalı resmi bile kıskana biliyolar.Neyse Onur cevaplamıcam diyor.Soruyu yazanın cezasına katlanması gerekiyor muş.Oyun kuralı.

“Soru kimin ?diyor mete.kayra sessizce “Benim ,diyor.Ve cezayı bekliyoruz.Burda ne cezası gelebilir kı diye düşünürken kayra Onuru zifiri karanlık kumsalda 500 adım git diyor.Cidden garip bi dostlukları var.

Gece su içmeye kalktığımda mutfak çıkışında elinde ki tabakta büyük bir pasta dilimi olan Hazalla karşılaşıyorum.Daha ben birşey demeden 

“Bunu yemeye ihtiyacım var şuan ,diyor.

“İstediğini ye bana ne diyorum ve gidiyor.Uyurgezer mi ne.

Dolabı açıp su ararken üzerinde “Arasın ” yazan bi kutu fark ediyorum.İçini açınca hazalın niye bana açıklama yaptığınıda anlıyorum.Yarısı götürülmüş bir pasta var kutuda.Kesin HÜmanın işidir.Ama hoşuma gidiyor.

Yarım limonlu pastayı masaya alıp manzara eşliğinde mideme indiriyorum.Limonlu sevdiğimi nerden biliyor diye düşünürken Kenardaki bir başka notu okuyorum:

“Biliyorum hoşuna gitti.Benimde:) Senin için bir şeyler yapmak nasıl bu kadar güzel? Pastayı hazırlamanın yemekten daha keyifli olabileceğini öğrendim sayende <3 

teşekkürler…”

Yüzüme hakim olamadığım bir gülümseme yerleşiyor.Neden olmasın ki diyerek üst kata çıkıp kapısını çalıyorum.İki tıktan sonra açılıyor.

Saçları yukardan toplu yakışmış:)İçeri davet  ediyor geçiyorum

“eee,diyorum Hümanın ne var diyen ifadesine.

“Limon sevmem bidaha kine vanilyalı olsun,diyorum.

“Öyle mi?,diyor cidden bir bilgi toplama çabasıyla

Saftirik:)

“Şaka diyorum,gülüyor.”Sevdim.Teşekkürler.”

“Zevkti.

“Hüma ,diyorum ona doğru bir adım atarak.”Düşündümde–

“Ne düşündün?

Cümlenin sonunu bağlamak zor olduğu için ağırdan alıyorum ama teşvik edici en azından.

“Yapalım şu işi,” diyorum.

“Hangi işi diyor yanakları kızararak hem de tedirgin.O an yanlış cümleyi kurduğumu anlıyorum.

“Çıkma işi.Sevgili olabiliriz ..belki.”

“Ne?öyle içten bir neşe varki yüzünde benide neşelendiriyor.

“Ciddi misin yani sonunda bana evet mi diyosun?

“Sadece sevgili oluyoruz abartma denicez yani.

“Tamam ama buda bir şeydir dimi:)

“Sen ne teklif ettim sandın?diyorum birazda konuyu değiştirme çabasıyla.

Yüzü duruluyor.”Hiç”

“Aklından ne geçti? Sana sevişme teklif ettiğimi mi sandın?

Yüzü o cümleden sonra sok oluyor sanki küfretmişim gibi.Ama birşey demiyor.Başını iki yana sallamak dışında.

Öyke keyfim yerinde ki onu kızdırmamak işten değil.

Ona doğru yaklaşıyorum.Napcamdan emin olamayan bir hali var ama geride gitmiyor.Yaklaşıp ta dibine giriyorum.

“Eğer onu ima etmiş olsaydım kabul edermiydin diyorum gülerek.Ama hüma gülmüyor.Sanki etkilenmiş bir hali var.Ne desem kabul edecek gibi.

“Cidden çok aşık olmalısın bana”diyorum kendimi tutamayıp.

Başını evet der gibi sallıyor.

Hem komik hem güzel.Azıcık yanaşıyorum gözlerini yumuyor.Şakayla başladım ama cidden kurbanıymışım gibi hissettiriyor onu öpmeden gidemeyecek miş gibi istemek.Savaşmaya gerek yok diyor iç sesim.

Ve onu öpüyorum.Beklemek zaman kaybıymış gerçekten anlıyorum.Kalbim çok uzan zamandır böyle huzurlu çarpmamıştı.Bitmesin istiyorum.Endişelerim ya ona bağlanırsam korkusu hep benden uzak olsa…

20.Bölüm

Aşk delilik,aşk çocukluk…

 yok yok aşk bu dünyadan değil cennetlik bir duyguymuş anladım.

Yoksa nasıl açıklanırdı bu gönüllü kölelik?

Bir insan nasıl hayatınızın merkezine oturur da aldığınız her nefese kendinden biraz katar?

Gittiğin ve sana gelecek tüm yollara onun adını yazarmı başka şartlarda?

Onu gördüğünüz an güneş yeniden doğarmı?

Nasıl bir çift göz gülümseyince içinizdeki binlerce kuş havalanır?

Bahar bir dakika içinde kaç defa peş peşe gelir?

Hem bir damla kadar sığ hemde okyanuslar gibi karmaşık hissedebilir mi insan?

Sesi sanki hiç çalınmamış sevda dolu bir mırıltı…

Saçına değen rüzgarın bile yerinde olmak ister insan.

Elini değdiği kitabın,içtiği kahvenin ,baktığı manzaranın…

Anlamadan fark dahi edemeden…

Bir kızın gözleri bir bakmış sınız eviniz yurdunuz olmuştur….

……

Gözüm aralıksız iki 3 dakikada bir saatime kayıyor. Birini beklemek ne yorucu :)

Her gün saat 16:15 de Hazal çalıştığım kafeye geliyor.elinde kitapları zil çalan karnı ve gülümseyen yüzüyle.

Her sabah onu göreceğimi bilmesem bu işten bıkmış bir insan olarak epey suratsız olurdum eminim.Ama öğleden sonraya kadar gün hızla geçiyor.Saat 15 olduğunda biri zamanı slow moduna sokuyor sanki!O bir saat Hazala bağlanmanın sancısıyla boğuşuyorum.Onu beklemek onu hergün yeniden özlemek hem dünyanın en güzel hemde en kuytu duygusu bence.

Eğer cafe durup saatime bakamayacağım kadar işlekse şanslıyım demektir.Ama bu gün az kişi var.Zaman yavaş anlarının keyfini çıkarıyor yani.

Kapı kenarındaki bir  baba oğlun siparişlerini götürüp yine saatime bakıyorum

16:00”

“Sadece 15 dakika “ diyorum kendime derin bir nefes ve gülümseme eşliğinde.O sırada müşterilerden biriyle göz göze geliyorum.Tatlı tatlı gülen bir genç bayan.Başımla nezaketen selamlayıp arkamı dönüyorum.Hazal görse nasıl kızardı kim bilir.

Ah aslında bu birşey değil.Asıl onu bırakıp koreye gitmeyi bir aralar aklıma koyduğumu bilse neler olur tahmin dahi etmek istemiyorum.Hazala bu konuyu bir gün anlatmam gerektiğini bile bile erteliyorum elimde olmadan.Hazır değilim yaşadığım hayatı savunup onun önünde bu teklifi yeniden reddetmeye.Çünkü Hazalında gitmemi söyleyeceğine eminim.Kalma sebebim bana git derse olacakları kestiremiyorum…

Aslında iki gündür bunun vicdan muhasebesini yapamayacak kadar moralim bozuktu.Çünkü babam çarşamba akşam üstüsü buraya geldi.Ve o gündern beri Hazal dışında kimse moralimi düzeltemiyor.

Babamın beni burda ayak işleri yaparken görmesi ( geldiğinde paspas yapıyordum.)en az Hazalın beni gördüğü an kadar sarsıcıydı.

İstediği kahveyi götüerünce nasıl olduğunu soruyorum.Sonuçta 2,5 aydır yüzünü dahi görmedim.

“Dalgamı geçiyosun bir de”diyor.Halbu ki samimiydim.”Bir dediğini iki etmeden büyüttüğüm oğlumun ayak işlerine koştuğunu görüyorum nasılım dır sence?!”

Bana gidip fakültenin rektöründen özür dilersem okula geri döneceğimi ve bu sayede beni eve alacağını söylüyor.

Hahhh! Özür ha? Onlar bir sürü kuralı kaç insanın haklarını ihlal etmekten özür dilemiyorlar ama.Ben hiç dilemem.

Tabi babama bu şekilde değil daha üsturuplu cevap vermeme rağmen onun o tanıdık öfkesi uyanıyor.Yüzü kızarıyor ve bana aynı anneme benzediğimi söylemeye başlıyor.Normalde anneme benzemek benim için onurdur.Ama babamla 24 yıl geçirseydiniz onun neyi kasteddiğini anlardınız.

İtiraf ediyorum bende eski hayatını çok özledim.Sınırsız para harcamayı,tasasız gezmeyi yemeyi içmeyi.Ama özür dilemeyle kıyaslayınca bu özlem hiç kalır.

Konuşmanın devamı ayrıntıya girilmemesi gerekecek kadar hakaret dolu.Normalde bir başkasından duysam aldırmazdım ama insanın kendi babasının ağzından  ne kadar zavallı gözüktüğünü duyması gerçekten kötü hissettiriyor.Ve bana uykusuz bir geceye mal oldu.

Bu karmaşa Hazalı görene kadar beni yoruyor.Sonrası huzur…

+Hazal+

Dostlar sadece sap sap yanınızda olmasını bekleyeceğimiz kişiler değildir.Bizim göremediklerimizi görüp,uyarmalı ve doğru olana doğru çekmelidir.Yani mesele ağladığında teselli etmek kadar basit değil.
Hüma’yı nerdeyse kendimi bildim bileli tanıyorum.Ağlamasını, gülmesini,sımarıklıklarını, tiriplerini,ne yaparken ne yapmak istediğini herseyini bilirim.Ama birini gerçekten iyi tanımak onu gerçekten anlamaya yetmiyor.
Aras’a neden böylesine saplandı.?Sorduğumda bana onun 5tane daha iyi vasfını dahi sayamıyor.Sevmeye sebep gerekmez diyor.Sadece “aşk”kuru kuruya ne kadar sürükler?
Kendimi Hüma’nin yerine koyup Buğra beni sevmese ne yapardım diye düşünüyorum.Yok yok benim arkadaşım ilginç derece yüzsüz hatta gurursuz!
Ben Buğra’yı öyle başkasıylagörsem bir daha yüzüne bakmam-aşkımı gömerim.
Ama Aras’ı nasıl bi sapladıysa beynine sürüne sürüne çabalamaya devam ediyor.
Sözün olduğu akşam gözümün önünde o titreye titreye ağlayınca hiçbir şey yapmadan duramayacağımı anladım….

Artık Hüma’nın ailesinden biri bu zulme dur demeliydi.Hüma’yı Kayra’yla bırakıp odadan çıktığımda Aras’ı karşımda buldum.Sanırım içeri gelmeküzereydi, bir eli kolu indirmek için havadaydı.Beni görünce hemen indirip cebine soktu.
-Çekil şurdan,deyip onu sertçe omuzundan ittim dua etsin yumruk atmadığıma.
Hüma’nın annesini kolundan tutup odaya sürüklediğimde yeni bir şok beni bekliyordu.Hüma makyajı temizlenmiş bir güleç bir yüzle yüzle karşımda.Kayra’ya bakiyorum “söyleme “diyor başını iki yana sallayarak,hay Allahı’m!
Hüma,gözlerinin neden kızarık olduğunu soran annesine göz kalemi alerji yaptı gibi saçmalıklar vızıldıyor.
Kendini toparlayıp aşağıya inmekte ısrar ediyor.Makyajla renklendirilmiş yüzü normalama elleri yüzü bembeyaz.Elini tuttuğumda buz gibiydi
-iyi misin ?diyorum içim aciyarak
Başını sallıyor.Gereksiz bi tebessüm asıyor yine yüzüne,o öyle güldükçe ağzının ortasına patlatasım geliyor.

Kayra beni sıkı sıkı tembihliyor “bu onun hayatı istediğini yapar Hazal,müdahele etme”
Evet kendi hayatı, bırakalım değmeyecek birinin peşinde heba etsin.
Hüma geceyi normal atlatmaya çalışsada 15dk idare edebiliyor ve bayılıp salonun ortasına yığıldığın da hiç şaşırmıyorum.
Aras hariç tüm Kalyoncu ailesi sözde yorgunluktan bayılan müstakbel gelinlerine son derece ilgi gösteriyorlar.Hepsine gıcık oluyorum düzgün bir adam yetiştirmedikleri için.
Diğer gün erkenden Hüma’yı görmeye gittiğimde beni şaşırtan bir şeyle karşılaşıyorum.Aras Hüma’nın kapısının önünde dikiliyordu , sanki kapıyı çalıp çalmama konusunda kararsızmış gibi.Elini kapıyı çalmak için 3defa kaldırıyor ama yine indiriyordu.
Içimden ona küfretsem de Hüma’ya -kapıyı aç-diye mesaj atıp geri dönüyorum.
Salak şey bu ona yaptığım son iyilik .

Son bir haftam bayağıdır boşladığım derslerimi toplayarak geçirdim.Buğranın olduğu heryer öyle yurdum ki/ uğultulu kafede dahil/ yokluğundaki yabancılığımı aşıp ders dahi çalışamaz oluyorum.Kendime gülüyorum ama gerçek bu.İki satır tekrar yapıp “Üf Buğrayı özledim diyorum kendi kendime.Msj yazmak yada arayıp sesini duymak açken sakız çiğnemek gibi iyice keyfimi kaçırıyor.

Buğraya geçen gün beynim senden uzaklaşınca duruyo,dediğimde sözde kendime kapılmama sözüm vardı.Hümayı Arasa aşk adı altında salaklaşıyo diye öyle kızıyorum ki vicdanen kendime set koyuyorum.

Buğra bana gülünce herşeyi tüm mantığı bırakıp aptallaşıyorum.Ama normal geliyor.

Bugün perşembe ve ben otobüsü kaçırdım.Öyle sıcakki.Normalde tatlı canıma kıyıp bu sıcakta omuzumu kesen bu çantayla hayatta yürümezdim.Ama yürüyorum.Aşkta mantık yok.Vicdanım hümaya söylediğim şeyleri düşünüp eziliyor.

+Buğra+

Bes dakika önce burda olması gerekirdi Hazalın otobüsü kaçırdıysa en az yarım saati bulur gelmesi.Belkide gelmez.Omuzlarım düşüyor.

Cam kenarından bana tanıdık bir yüz gülümsüyor.Gökçe.

Bende gülüp yanına gidiyorum.En iyi arkadaşlarımdan birini bir aydır görmüyor olmak acayip boş bırakıyor insanı.Şimdi hatırladım gökçeyi en son beni öptüğü akşam görmüştüm.Hatırlamıyormuş gibi yapmak en iyisi.

Çalıştığım yeri nerden öğrendğini soruyorum.Ablam söylemiş.Hatta bilmemesi gereken meseleri dahi anlatmış.

“Ablan bana gelip kız arkadaşın olup olmadığını ‘koreye gitmeme’ sebebin sordu.”

Arkamdan dolap çeviren bir abla olmadan da hayatım zordu zaten!

“Ne dedin?

“Bilmediğimi söyledim. Gerçekten Hazal için mi gitmedin Buğra?”

Niye herkesin bu kadar umrunda bu mesele.

“Evet ya da hayır. Kime ne?”

“Onun yüzünden dimi? o şımarık için katlandığın şeylere bak. Kıymetini biliyo mu bari?

Gökçeyi kırmadan bu muhabbeti sonlandırabilirsem madalyalık adamın.

“sakın ona birşey demeye laf sokmaya kalkma Gökçe .”

Gözlerini inanamaz gibi iriletiyor.

“Dur bi dakka! Bilmiyo mu yoksa?

Başımı iki yana sallıyorum.Gökçenin yüzü bu defa öfkeleniyor.

“Değermi buğra yaa?

“söylemeyeceğine söz ver-

“o kendini beğenmiş Hazal için-

“Gökçe lütfen…

Hazalı onaylamadığı her halinden belli ama yılların hatırı için olduğunu bildiğim bir uysallık la bakıyor Gökçe bana .

“İyi tamam.

“Sağ ol..

Hazal kapıdan içri girince tam zamanında gökçeyi ikna ettiğimi anlıyorum.Hazalın yüzündeki gülümseme beni gökçeyle oturuyoken görünce hafif bi donuyor ama göz göze gelince yine çoğalıyor.Yüzü kıpkırmızı hızlı hızlı soluyor.Koşmuş mu?

Gökçeye resmi bana tatlı meraba diyor yanıma oturup elini avucumun içine sokarken.

Hazal niye gecikti ki? molami Gökçeyle geçirip şimdi işimin başına dönmem gerek.
Hazal,saçının bir tutamını kulağının arkasına atarken bana bakıp “otobüsü kaçırdım” diyor.Aklımı okumuş gibi.”senin molan bitmiştir sandım.”
“aslında şuan itibariyle bitti evet,derken kalkıyorum.
Gözlerimi gözlerine kilitleyip kalmak istiyorum o kısa bakışmamızda.Hazalla ilgili herşeye öyle bir açlık var içimde.Bencilce gelebilir ama hayatının merkezi ben olayım istiyorum.
İki milk shake hazırlayıp kahve makinesini temizledikten sonra boş oturan garson arkadaşların yanına gidiyorum.Burda işim yokken Hazalı daha yakından görememek çok sinir bozucu geliyor.Kendimi aklıma geleni yapmak üzere salıveriyorum.
Serbest beynim ilk komutu veriyor ve Hazala “giyinme odasına gel ” diye mesaj atıp o, okurken ben önden gidiyorum.
Rutubet kokulu karma karışık ardiye bozması odada ellerim cebimde volta atarken msj geliyor.
“kusura bakma ama olmaz.”
“yaa diyorum kendi kendime mesaja cevaben hayal kırıklığıyla.Arkamdan Hazalın gülme sesi gelince bende gülümseyerek ona dönüyorum.

Sırıtarak kollarımı açıyorum oda yüzünde utangaç bi gülümsemeyle hafif nazlı gelip kollarını boynuma doluyor.
Normalde hergün sarılmıyoruz ama bu gün farklı.Ben yarım saat yolunu gözledim hazal da bana gelmek için bir yığın yol yürüdü.Bi kucaklamayı hak ettik:)
-Bidaha geç kalırsan seni öyle sıkı kucaklarım ki kurtulamazsın.
kollarını gevşetip geri çekiliyor.Yüzü yüzüme öyle yakın ki kirpik uçlarını öpmek işten değil.
-niye?
tek kaşı havada Hazalın.Gül yüzünde imalı bir gülüş asılı.
-Çünkü seni bekledim.Sen kapıdan girene kadar her saniye.
-arasaydın.
-arayıp ne dicektim?seni bağımlı gibi arıyorum mu?
Hazal başını sallayıp “hı hıı”diyor gülerek.
“ama o zaman sana nasıl umutsuzca bağlandığımı bilirdin.
-Zaten biliyorum
“ovvvw , diyorum bu güvenine hayranlıkla.
Gülüyoruz.Hazalın gözleri bi anlığına dudaklarıma kayıyor.
“ve bende bir şey biliyorum”
“öyle mi ney?”
Cesaretim beni aşıyor ve eğilip hazalı dudağınından öpüyorum.Hepşeyi silip süpüren bir unutma hali onu öpmek.Bir elim belinde bir elim güzel kokulu saçlarında.Nefesinden alip içime doldururken zaman bize kıyak yapmış da birkaç saniyeliğine durmuş gibi geliyor.
Ta ki Gökçenin sesi bizi kendimize getirene kadar.
“Her firsatta bir birinize mi yapışıyosunuz?
Hazal ellerini boynumdan alıp benden uzaklaşıyor.Gökçeyi dışarı atıp kapıyı suratına çarpasım var.ama o girdiği an tüm o büyü bozulmuş gibi.
“Evet her fırsatta.
Öpüşmemizi böldüğü için arkadaşıma kızmam Hazalın bana yapma diyen bakışlarına mal oluyor.
“ne vardı diyor Hazal Gökçeye kıpkırmızı yanaklarla.
“telefonun ötüp duruyo insanlar rahatsız olmaya başladı.
Hazal GÖkçeye tlfnunu getirdimi diye bakınca gökçe”içerde canim biraktigin yerde.”
Hazal geçip gidince Gökçe ” ne ? diyor sorgulayan halime.
“yok bişey..”
söylememe gerek yok çünkü bilerek yapıyor…

+Hazal+

Bu kadar halinden memnun gözükmek nispet yapmakmış gibi geliyor bana.Ama buğra öyle rahat evet her fırsattadeyince onu durdurma gerği duyuyorum.Masaya dönünce kayranın msjlarını görüyorum.

“Buğra ne dedi?” yazmış.Tatil planından bahsediyor.”Sormadım daha yazıp gönderirken Gökçe gelip karşıma oturuyor.

-Bayağı ilerlemişsiniz,diyor dosthane bir gülüşle.Ama ben yerimde olmak istediğini seziyorum.Buğranın dudak temasının bıraktığı gülümseme hatırına gülümsüyorum sadece.

Konu dönüp dolaşıp Buğraya geliyor ne kadar başka şeylere çekmeye çalışsamda.

-Babasıyla hala görüşmüyor Buğra biliyomusun,diyor gökçe.

-Yok.İnatçılıkla ilgilli sorunları var Buğranın ama zamanla düzelir eminim.

-Zannetmiyorum.Buğra sandığından daha gururludur.Asla dönmez.

-Hep burda bu şekilde çalışacak değil ya elbet döner.

-Onu tanımadığın nerden belli.Hakkında hiç birşey bilmiyosun.

Yüzünde o bilmiş bakış sinirlerimi bozuyor.Gerçekten ağzında bir bakla mı var yoksa beni kızdırmaya mı çalışıyor emin değilim.

-Aslında çok daha iyisi olma fırsatı varken niye burda garsonluk yaptığını.Nasıl zor uyum sağladığını.O hiç zorluk çekmeden büyümüş biri ama sen bunları hiç düşünmedin dimi?

-Burda çalışıyor çünkü öyle istiyor.

-Hayır bunu seçmek zorunda kaldı.

Gökçe içimde garip duygular bırakıyor.Sahiden Buğra o kadar zor günler mi geçiriyordur.Aklım karışıyor.Sahiden niye bunları hiç konuşmadık?

+Buğra+

Cafe kalabalıklaştıkça Hazalla gökçenin yanına uğrayamaz oluyorum.Gökçenin yüzündeki bilmiş ifade ve Hazalın elinde kitabı olmasına rağmen onu dinlemesi içime sıkıntı veriyor.Tamam Gökçe söylemeyeceğine söz verdi niye güvenemiyorum.!?
45 dk sonra Hazalı tek başına görüyorum.Yanına uğrayıp “gökçe gitmiş? diyorum.
Korktuğum gibi Hazalın yüzünde aklı karışık bi ifade var.
-evet sana selam söyledi bide kalbini değil aklını dinlemeliymişin.
-öyle mi dedi? iyi aklımda tutarım.
Hazal tek kaşını şüpheyle kaldırıyor.
-aranızda bilmediğim bir mesele mi var.?
Yalan söyleyemem yalan olmaz.
“anlatmaya değmez.gerçekten”
diyorum.Yalan sayılmaz pek.
Hazalın yüzüne tebessüm geliyor.
“kıskanıyo bizi sanki.
“sanki?
ikimizde gülüyoruz.
“sen gitmicen mi?
“Hayır seni beklicem.
“bu gün perşembe?
Bunu hatırlatıyorum çünkü perşembe cuma ikinci işe gittiğim günler.
“biliyorum.ama sevgilin olarak değil hayranın olarak seni dinlemeye gelcem.
Canlı müzik yaptığım mekana 2. gelişi olcak hazalın ve ona bakarak söylemek demek iki kat daha heyecanlı olmak demek.

Saat gece yarısını geçiyor.Hazal la dönüş yolunda birlikte yürüyoruz.Sahnede söylediğim şarkılardan birini mırıldanıyor.
“eline gitarı aldığında babaşka bi Buğra çıkıyo ortaya,diyor yüzünde hülyalı bir gülümsemeyle bana bakmadan devam ediyor.
“sesin her kelimeyi taa ‘elini kalbini üzerine koyuyor’burama işliyo.Bana ilk söylediğin günde hissetmiştim aynı duyguyu.”
Birşey söylemiyorum.Gözümde yini eskiler canlanıyor.
“gidecek bir evim olduğu için şanslıyım.en yakın arkadaşıma aşık olduğum için şanslıyım….”
“unutmamışsın.
İnanamazlıkla bana bakıyor.
“ne? ben hangi şarkı olduğunu sen söyleyince hatırladım.)
“yalancı,diyor yemeyerek.
“bana değer verdiğin için sana ulaşiyo sesim.bunu bana mal etme.”
“seni sevmek ayri bi mesele ama şarkı söylemede çok iyisin duyguyu aynen ulaştırıyosun.Yazları gitar dersleri almıştın dimi sadece.
“evet.Ama belkide yetenekle bir ilgisi yoktur.Sadece çok aşığımdır?
Hazal durup gülüyor bana.Vicdanımın nesi var?! içimde kıvranıp duruyor?
-sana birşey sormam gerekli diyor Hazal.
Ben karşısına gelip ellerim cebimde “dinliyorum “deyince derin bir nefes alıp konuşuyor.
-önceleri heryaz izmir foça daki yazlığımızda ‘onurların yani’ kalmaya giderdik tatile.Çokda güzel geçerdi.Onurun kuzenleri Kayra Hüma…Onur bu hafta sonu tekrar gidelim diyo.Arayıp senide davet etcekmiş.Aslında ben bu yıl pek istekli değilim çünkü kayrayla onurun araları kötü atışıp duruyolar.Hüma sözlüsünü de getircekmiş burnuma sokup duruyo onu sanki onu onaylamam sevmem şartmış gibi.Sen gelirsen giderim ama mecbur hissetme sakın düşündüm ki-
Yüzünü ellerimin arasına alıp alnından öpüyorum onu.
‘seninle tatilmi? harika olcana eminim.
Gamze doluyor yanakları Hazalın…

Cuma günü akşamüzeri valizimi hazırlayıp duşa girdiğimde aslında hazal aşağıda ablamla muhabbet ediyor muş!

Elimde valizim aşağı inip onları ciddi ciddi konuşurken görünce içime bir şüphe düşüyor. Ablam Hazala bir şey söylemiş olabilir mi?

Yola çıkarken Hazalın ruh halini inceliyorum. Biraz aklı karışık bir hali var. Ama ne zaman benle göz göze gelse gülümsüyor. Düşünüyorum. Tüm olanları bilse bana böyle gülermiydi?

Hava alanında diğerleriyle buluşuyoruz.

Kayra ilk gelen olmuş. Sonra Hüma bir yanında Aras diğer yanında kumral Mete denen çocukla geliyor. Mete hem Arasın en samimi dostu hem de Kayranın lise arkadaşıymış. Onurun gelmesi 15 dakika sonra oluyor. Yanında en fazla 22 gösteren sarışın bir kız var. Kuzeniymiş Esin. Onur sırf Esini gelmesi için ikna edebilmek uğruna 8 saatlik araba yolculuğu yapıp gelmiş. Onurun Hazaldan başka çok sevdiği bir yakınını tanımak güzel.

Uçak yolculuğumuz yarım saatten az sürüyor ama bir saat te arabayla gidip İzmir foça’ya varıyoruz.

Onurların 4 kuşaktır ayakta tuttukları mükemmel deniz kenarındaki villaya gelince herkes durup bir “vaaayy” çekiyor. Hem antika hem modern bir arada barınıyor gibi.Arka bahçesinde  havuzu,havuza çıkan ankastre mutfağı,dev geniş plazmalı salonu ne kadar modernse üst kattaki yatak odaları ve banyolar bir o kadar eskiyi anımsatıyor.Pirinç başlıklı yataklar,ahşap gıcırdayan dolaplar,soluk antika halılar.Ama ister klasık ister modern pencereyi açınca gördüğüm manzara mükemmel.Yamacı taşlık sonra kum ve en son alabildiğine mavi deniz.

Kızlar 2. kattaki odalara yerleşiyorlar erkeklerde alt kattaki lüks odalara.

Ben valizimi Onurun yanındaki odaya onun tavsiyesiyle bırakıp dışarı çıkıyorum.Onur “biraz yürüyelim mi? Diyor  sahil boyu uzanan kumsalı göstererek.Yine bir konuşma zamanı geldi seziyorum.

Hazal sekerek dışarı çıkıyor. Yüzünde kocaman bir mutluluk var.

“Biz Buğrayla gideriz diyor arkasından gelen Hüma ya.

Ben başımı iki yana sallıyorum. Ne kadar onla gitmek istesem de-ki neresi olduğunun bir önemi yok-Onurla gitmek üzereyken onu atlatamam. Onla iyi geçinmem gerek.

Hazal durumu sezip surat asıyor. Ama Hüma fırsat yakalamış gibi ellerini çırpıyor.

“O zaman Arasla sen git market alışverişine.”

Hazal Hümanın onun Aras’la arasını düzeltme çabalarından bahsetmişti ama bu kadar çabuk şahit olacağımı hiç tahmin etmemiştim.

Ben Onurla sahile doğru yürürken Hazalda Arasla arabaya doğru gidiyor.

+Hazal+

Hüma’ya gıcık olmak istiyorum ama “Hazal Aras’la gitsin “derken ki suratı öyle yalvarır cinsten diki yapamadım.
Buğra Onur’la gidiyor bende çaresiz başımı sallayıp razı oluyorum.
Aras arabaya binerken “çok eğlenceli olacak”diyor, pişkin bir sırıtma hakim yüzsüz suratında.Çileden çıkarıyor beni bu rahatlıgı.Arabayla 15dklık yolculuğumuzda ben konuşmamaya çabalıyorum ama tip beni kışkırtmak için elinden geleni ardına koymuyor. Yok zamandır Hüma’nın arkadaşıymışım,yok grubun asabisi benmişim falan filan.Cevaplarımı elimden geldiği kadar hakaretli tuttum.
-Sana ne!-hak edene göre davrananı benim,yaşasın kötülük.
Marketin et reonuna gidene kadar içecekleri,dondurmaları,çekirdeği,cipsi ile doluyor.
Etlerin başında dikiliyor Arasne alacağını bilmez gibi.
Bofine eti alırken “onur a ve Buğra ya,tavuk kraketleri Kayra’ya,sucuğu bana,köfteleri Esin’e”diyerek sepete atıyorum.Aras da ben bitirince bi kangal sucuk daha atıyor “mete’ye ve bana “bir kırmızı et paketi daha giriyor sepete.

-Hüma’ya almadın çünkü ne sevediğini benim bilip bilmediğimi merak ediyorsun”diyor bana yandan azıcık bakarak.
-Hayır, diyorum bilmedigine eminim ben merak ettiğim yok.
-köfte ,diyor beni şaşırtarak.
-iyi, tamamen işe yaramaz değilmişsin.Hazır köfte paketini alıp sepete ararken ben havada tutup yerine geri koyuyorum.
-Hüma’nın soya proteine alerjisi var.Ona kıyma alınacak , köftesi elde yapılıyor.Bay gıdım mükemmel.
-şu soya meselesi..
-o kadar basit değil,Hüma’nın umrunda değil ama kara ciğerini tüketiyor bu alerji.
Aras birşey söylemden kıymayı atıyor ve yürüyor.
-arabayı sen it , diyorum peşinden umursamıyor.Tip diyorum duyabileceği bir sesle.Çok komik sanki gülüyor,arabayı geri gelip arabayı alıp uçuyor.Valla dengesiz ne yapmaya çalıştığı belli değil.
Aras ödemeyi yaparken ben gidip arabaya oturuyorum ve müziği açıp onun poşetleri arka koltuğa yerleştirmesini izliyorum.Hatta yetmiyor dönüp komutlar veriyorum”dikkat et kolaları sallama!”hiç bozuntuya vermiyor sabırlıymiş.

Sürücü koltuğuna ben geçerdim de mükemmel olmadığım bir şeyi bu gıcığın yanında sergilemek istemiyorum.

+Buğra+

—Gerçekten müthiş güzel bir yer, diyorum sessiz geçen birkaç dakikanın ardından.

—Evet, burayı her gördüğümde bende aynı şeyi düşünüyorum. Bu arada geldiğin için sağ ol.

—Asıl sen sağol. Çağırdığın için.

Onur gülüp denize bakıyor.

—Pekiyi başlangıç yapmış değiliz ama hiç birşey için geç değil.

—Kesinlikle.

—O yüzden bu tatili bir dostluk çabası olarak düşün.

Başımı sallıyorum Onur sessiz kalınca. Aklıma söyleyecek bir şey gelmiyor çünkü.

—Ve benim yüzümü asık moralimi bozuk görürsen bunun kesinlikle seninle yada Hazalla bir ilgisi yok emin olabilirsin.”

Bu açıklamayı duymak iyi oldu bak.

-.Bu konunun Kayranın senin valizini tekmelemesiyle bir bağlantısı olabilir mi? diyorum 15 dakika önce şahit olduğum görüntüyü dile getiriyorum.

Onur önüne bakarak başını sallıyor. Bir sürede sessiz kalıyor.Bende seve seve bu sessizliği koruyorum.Sonra bozan Onur oluyor.

—Adını söyleyince bile kalbim balyozla eziliyormuş gibi hissediyorum.

—Buna gönül yarası deniyo, hani hakkında milyonlarca şarkı yazılan.

Onur gülüyor.

—Keşke nerde yanlış yaptığımı bilsem. O zaman düzeltme şansım da olurdu.

Erkeklerin ortak sorunlarından biri kızları anlamamak:)

—e bende pekiyi sayılmam bu çözme konusunda ama valizini tekmeleyecek kadar kızmışsa epey suçlusun demektir bu onun gözünde.

 

Onur bu belirsizlik onu delirtiyormuş gibi ellerini saçına geçiriyor.

—Onunla konuşmaya çalışıyorum ama sorunun ne olduğunu ona sormam bile suçmuş gibi bakıp çıkıp gidiyor. Konuşamadıkça çözemicez ama hiç sonuna dek dayanamıyor Kayra.

—Seni başkasıyla görmüş olabilir mi? Belki ihanete uğradığını falan düşünüyor olabilir.

—O tür bir ilişkimiz yok.

— Ben çıkıyorsunuz sanmıştım

Cidden buna şaşırırım işte. Kafede hazalın beni kolumdan tutup çıktığımız gün Kayra Onuru öpmüştü. Üstelik ben ona kafa atacak sanmıştım bir an: D Hayatımın en garip günüydü.

Onur:

—Beni o gün öptü diyedir. Sadece o an benim dikkatimi dağıtmak için yapmış.

—Emin misin? Seni sevdiği epey bariz gibi geldi bana.

Onur böyle kendimden emin olmama şaşıyor. Ama cevap vermiyor. Bende Hazalın anlattığı bir iki şeyden ve Birazda Kayranını hallerinden eminim bunun öyle olduğuna. İki insan birbirini seviyorsa vakit kaybetmemeli bence:) onları direk kavuşturmalı herkes elbirliğiyle.

Gittiğimiz yol boyunca havadan sudan konuşuyoruz bu defa. Biraz hazalın küçüklüğünden onun ailesinden, onurla ilişkisinden… Sonra kendimi sıkı bir dost kazanmış gibi sırtı sağlam hissediyorum. Güneş batarken evin önüne varıyoruz.

+Hazal+

Eve geri giderken daha konuşkan kesiliyoruz ikimizde.Önce koltuğumu hafif geri yatırıp ayaklarımı torpidonun üzerine koyuyorum.

“Şu vakum kızıda peşinde getirmemen beni şaşırttı.”diyorum.O günki öpüşmelerini görseydiniz lakabı yerinde bulurdunuz.

“Başka zaman artık,diyor Aras yüzsüz bir rahatlıkla.

Ben onu sinir edip acı çıkarmaya çalışıyoken siniri tepesine vuran yine ben oluyorum. Dayanamayıp:

-Nasıl bi adamsın sen? Niye iki insanı birden idare eder bir insan.? Diyorum.

Araba sürdüğünü unutup bana uzun bir bakış atıyor Aras.

-Önüne bak istersen,diyorum.”Senle ölmek isteyeceğim son şey bile değil.”

Gülüyor.kendini bu salak gülüşle karizmatik hissettiği oluyormudur :D böğğ.

“Sırf arkadaşının sevgisine karşılık vermiyorum diye nefret ediyosun benden,diyor.Hemen hemen doğru bak.Baska ne derdim olur onla be.

“Tek sorun o değil ,diyorum alaylı bir yüzle.”Karakteri oturmamış tüm adamlara karşı böyleyimdir.Hüma konusu tuzun biberin oldu.”

Sanki söylediklerim çocuk saçmalığıymış gibi “Öylemi ,diyor beni uyuz eden o gülüşüyle.

“Ve sakın Hüma seni bu kadar seviyo diye kendini bişe sanma.Hiç bir zaman iyi seçimleri oldı Hümanın.Sende istisna değilsin.”

Bu defa onu kırabilmeyi umuyorum ama

“bak buna kırıldım işte.”diyor gülerek.ciddi mi değil mi anlayamıyorum.Saldırıya devam

“Onun sevgisinin çokluğu aşka olan aşkından.Üzeri alınmaya kalkma.”

Arasın gülümsemesi gidiyor.

“Peki senin ‘bay önceden doktor’ ne kadar iyi biri?Senden sakladığı şeyi gerçekten anlamıyomusun yoksa anlamıyormuş numarası yapmak daha mı kolay geliyor?

İçimde tam midemin başladığı noktada bir girdap dönmeye başlıyor.Kendi şüphelerimi bastırmak yeterince zorken bide bu şapşal yüzüme vuruyor.Bi dakka ! o nerden biliyo?

“Ne saçmalıyosun?

“Anlamamış gibi yapıyosun yani.

“Herkesi kendin gibi sanma.

“Ben Hümaya karşı hep açık oldum.Kimileri bundan yoksun sanırım.

“iyyy meselem senin nasıl olduğun değil.Nerden çıkardın diyorum?

“doğru şekilde sorarsan cevabı alırsın.”

“Kelime oyunlarını hiç çekemem.”

Eve varana dek tek kelime etmeyip camdan dışarıya bakıyorum.Şüphe içimi yakıyor.Gerçekten de herkesin bildiği dahada önemlisi Buğranın özellikle benden sakladığı birşey var.Niye söylemesin ki?Acaba başka birini seviyor olabilir mi?Yok artık saçmalık.

Kapıya gelince Arasın park etmesini dahi beklemeden iniyorum arabadan.Hümanın umut dolu yüzü benim yüzümü görünce sönüyor.Yanından hızla geçip gidiyorum.Sonra hamakta uzanan Kayrayla göz göze geliyorum ama şuan bu şüphemi kimseye anlatamam.Önce kendimle başbaşa kalıp düşünmem gerek.Başımı bie şey yok der gibi sallıyorum Kayranın “Ne oldu diyen bakışına.

İlk gökçe kafamı karıştırdı.İmalı lafları bir şey bilmiyosunları falan.Sonra ablası.Buğranın okuldan ayrılıp kafede çalışması benim suçummuş gibi.Ama bu Buğranın benden gizlemeye çalışacağı bir şey değil ki?!

Merdivenleri çıkarken Mete bölüyor suskunluğumu.

“Hazal? Bu senin arkadaşının mı?”

Elinde Buğranın tlfnu var.Başımı sallıyorum.

“3 kez çaldı önemli olabilir.

Tlfnu alıp odama çıkıyorum.Ablasından.Önemli bir şeymi oldu ki.Yeniden çalmaya başlıyor.Açıyorum…

….

+Buğra+

Veranda da mangal yapıyor Mete ve Aras. Kayraya hazalın nerde olduğunu sorunca “Az önce sahile iniyordu” diyor

Bizim geldiğimiz yönün aksine inip koşar adım Hazalı arıyorum.15 metre kadar gidince görüyorum onu. Yere uzanmış. Ayakları gelip giden dalgalara değiyor. Ellerini karnının üzerinde birleştirmiş. Yaklaşıyorum. Gözleri kapalı.

“Hazal?”

Cevap vermiyor. Eğilip başucuna çöküyorum. Yüzü batan güneş kadar sakin gözüküyor. Eğilip dudaklarından öpüyorum onu. Gözlerini aralıyor.

“Gitcektin.” Diyor.

“Ne?

İçime buz gibi bir rüzgar doluyor..Biliyor olabilir mi?

—Gitcektin, diyor yine doğrulup otururken bana bakmadan.”benden uzak durduğun o iki hafta gitmeyi düşünüyodun.”

Ben kendimi olası tüm cezalara hazırlarken hazal ellerindeki kumları temizleyip denize bakıyor.

—Kim söyledi?

Sorum cevapsız kalıyor. Sanki kimden öğrendiğinin bir önemi varmış gibi.

—Ben sevdiğimi söyleyince mi vazgeçtin?

—O an vazgeçtim ama-

—Benim yüzümden –

—Hayır. Senin yüzünden değil.Seni sevdiğim için…

Yüzüme bakmıyor. Gözleri mora dönmüş denizde.

—Sensiz olamazdım. Hazal?

Yüzünü ellerimin arasına alıp kendime döndürüyorum.

—Sana bakarken bile seni özlüyorum. Nasıl araya binlerce kilometreyi sokarım?

Bir şey söylemeden gözlerime bakıyor. Kaşları hem kırgın hem kızgın olabilecek gibi çatık hafif. Gözlerini kaçırıyor.

—Hazal, diyorum yalvaran bir sesle yine bana bakması için.

—Günde 13 saat ayakta çalışıyosun benim yüzümden bunu seçmeye mecbur kaldın. Hemde benden sakladın.”

—Çünkü bunun faturasını kendine keseceğini biliyordum.

—Ama gitcektin. Ben söylemeseydim”sesi titriyor.”Seni sevdiğimi…

Dayanamayıp ona sarılıyorum. Bir elim iki omzunun arasında, diğeri saçlarında. Sımsıkı sarılıyorum. Ama onun kolları hareketsiz.

-Seni yüz yüze görüşmeye çağırıyolarmış.birisini göndermişler senin için koreden.

Bunları Hazaldan duyduğum için mi yoksa bu kore işinin ne kadar ciddi olduğunu fark ettiğim için mi belkide ikisi birden üstüste geldiğinden cevap veremeyecek kadar şaşırıp kalıyorum.Karar verme zamanım yaklaştığını hissediyorumVe zor günlerin…

19.Bölüm

Hümanyı kolundan tutup Asudeye götürmek ona açık açık “işte bana unutturman gereken kız” demek oluyor.Bunu hümanın anlayacağına şüphem yok ama ne yapacağını kestiremiyorum.
Bir birlerine diş bilerler sanırken gayet normal tanışıp sıradan sorulara geçiyorlar.Kendimi fazlamı umursuyorum ben ne.Arabaya dönüpde hüma yol boyunca konuşmayınca düşündüğünü keşfediyorum(bayan hazır cevap benle ilgili zoru

gördü artık.)
Kapıya gelince inmeyip.
“Onu kaç yıldır seviyorsun diyor.
“2,diyorum madem dürüst oluyoruz…
“Peki hala?
Sevip sevmediğim mi?Evet diyemiyorum.Hayırda.Sadece öfkem var asudeye karşı sanki.
“Bilmiyorum.
Birşey demeden gidiyor.Sonra toplantı akşamına kadar da sesi soluğu çıkmıyor.Hepi topu 19 saat falan.(saydım mı ? hayır saymadım.Sadece fazla zekiyim aklımda beliri verdi.)
Gri elbisesi içinde güzel gözüküyor.Ama genelde hoş giyindiği için dikkat çekici gelmiyor bana.Yüzü gülüyor.Teyzelerimin ortalarına düşmüş.Hevesle onları dinliyor.
Bende onun soy ağacıyla tanışıp kaynaşmalıyım artık.
Bildik sorulara bildik cevaplar faslı geçince gayet eğlenceli bilgiler ediniyorum Hümayla ilgili.
Kedilerden ölesiye korktuğunu (bir ara içi kedi dolu bir kutu yollamayı aklıma koyuyorum),araba kullanmayı geçen yıl öğrendiğini ( bisiklet kullanmayı biliyormu bari),Lise 2.sınıfı 2 yılda bitirdiğini ( kalın kafalı şey :),11 yaşındayken yanlışlıkla dedinin dişlerini temizlediği suyu içtiği için kızıp bidaha onlara kalmaya gitmediğini.(böğğ bende olsam gitmem.),Yeğenleri piknıi yaptıkları bir gün ekmeğinin arasına canlı balık koyduğu için bayıldığını ( haha :D güzel fikir) ve istediği bir şey olmadığında ailesini okula eteksiz gitmekle tehdit ettiğini ( etek yerine pantolon mu yoksa cidden eteğini çıkararak mı gitmeyi düşündüğünü sormamak için zor tutuyorum kendimi) öğreniyorum.
45 dakikanın nasıl geçtiğini anlamıyorum bile.Hüma gülerek yanıma gelince bende ona gülüyorum:) Sırf ailesinin gözü önündeyiz diye.Elindeki meyve dolu tabağı bana uzatıyor ve içinden kürdana batırılmış bir şeftaliyi kaldırıyor gözümün içine gülerek.Sanırım oda benim hakkımda birşeyler duymuş.
“sadece yiyemem,görünce etkilenmiyorum.
“Tüh:)
Hümanın gülüşü Asudenin geldiğini görünce yüzünde asılı kalıyor.Asude karşımıza gelene kadar gözünü benden almıyor.Gülüyor ama mutluluktan olmadığı kesin.
-Tebrikler.
Elini sıkıyorum
-Teşekkürler.
Onun imalı rahatsız halinden ölesi bir keyif alıyorum.
-Yakışmışsınız.
Yüzünün her halini bilmesem ciddi zannederdim.
-Evet.Yakışıyoruz dimi?
Hüma yanıma sokulup parmaklarımı ellimin içine sokuyor.Sığınır gibi bir hali var.
Asude sözde içecek almaktan bahsedip gidiyor.O gidince içimde garip bir heyecan yerleşiyor.Beni kıskanmış olabilir mi? Reddettiğine pişman olmuş? Benim hissettiklerimin birazını hissetmiş?.
Hümanın parmakları avucumdan kaymak üzereyken elini sıkıyorum.Asudenin ardından baktığımı fark etmiş olmalı.Tam o anda müzik başlıyor ve “Dans edelim ,diyorum.İtiraz etmesede bakışları tedirgin.O koca gözlerini benimkilere dikip ‘ beni onu kıskandırmak için kullanma’diyor resmen.Bir süre yok saysamda dayanamayıp bırakıyorum onu.Neden bilmiyorum ama bakışları hep tam olaşması gereken yerden yakalıyor beni.Arkadaşlarını görmek istediğini mırıldanıp uzaklaşıyor.Keyfim sıkıntıya dönüşünce içecek birşeyler alıyorum çok geçmeden tlfnum ötüyor.Asude’den
“Eski odandayım…”
Vayy bu kadar mı dayanabildi.Ve sadece nerde olduğunu söyledi diye ayağına düşmemi umuyor olmalı.Çok bekler.Ben her saniyeye bir ay gibi hissettim onu beklerken.Etrafta dolanıp eski arkadaslarımdan bir kaçıyla konuşuyorum.Yeniden tlfnum msj geldiğini söylüyor.
“Sana geç kalmış bir itiraf borcum var.Duymak isteyeceğini düşünmüştüm.”
Kalbim gümbürdüyor.Bir şeyi duymayı ne kadar çok beklerseniz ondan vazgeçmek o kadar zorlaşıyor.Bir yanım gitmenin zayıflık teslimiyet olduğunu söylesede diğer yanım kontrolden çıkmış o iki kelime koşuyor.
İçeri yavaş girmeye özen gesteriyorum.Asude masaya oturmuş.saçlarını eliyle geri atıp bana bakıyor.Odanın ortasında duruyorum.Kalkıp bana doğru yürüyor.
“Sevgilinide getirirsin sanıyordum.”diyor.Ama getirmeyeceğimi bildiği belli.Onu reddetmeyeceğime hayli emin elini göğsümün üzerine koyup dibime sokuluyor.
“Öyle toysun ki-Sanki büyümüş numarası yapan bir çocuk.
Buraya beni küçük kardeşine benzettiğini duymam için çağırmadığını biliyorum.
“ kıskandın mı?,diyorum dalga geçen bir umursmazlıkla.
Parfümünün kokusu beynime giriyor sanki büyülenmiş gibi hissediyorum.Gözlerine hiç bu kadar yakından bakmamıştım.
“Evet,ben bile kendime inanamadım ama kıskandım.Seni onun yanında görünce farkına vardım.”
Elini ensemde gezdiriyor.Ürperiyorum.Beni bu yakınlıkla tavlaması an meselesi ama elimi uzatıp uzaklaşamıyorum.
“yazık ne yapsak.Artık çok geç.
“Hayır sen benden başkasını gerçekten sevemezsin Aras.Kimseye bana baktığın gibi bakamazsın.”
Yüzümü serin parmaklarının arasına alıyor.İlk defa bana böyle aşkla baktığına şahit oluyorum.Gözleri ilk defa beni sevdiğini söylüyor.İki yıldır ona beslediğim özleme teslim olup onu öpüyorum.
Bu anı öyle çok beklemiş olmanın sarhoşluğu çok kısa sürüyor.Hümanın yüzü gözümün önünde öyle çabuk öyle kısa beliriyor ki sarsılıyorum.Hevesim vicdanım tarafından eziliyor.
Beynim yeniden netliğine kavuşuyor.Asude beni ne sanıyor? İstediğin de öpüp koklayıp istediğinde başkalarının önüne sunabileceğini mi?Yani kaçınca büyük balık mı oldum?
Rujunun berbat tadı ruhuma yayılıyor.Uzaklaştırıyorum onu kendimden.Kendi zayıflığımdan utanmama fırsat kalmadan kapı yönünden bir ses duyuyorum.Aklıma ilk gelen şey Hümanın beni görmüş olması.Garip serin bir rüzgar doluyor ensemden içeri.
Hayır o değil ama o görmüş sayılır.Hazal yüzünde buz gibi bir ifadeyle yüzüme bir kaç saniye bakıp
“Rahatsız olmayın siz devam edin- diyor eliyle işaret ederek.Hazalın nefretli bakışları beni zerre kadar ilgilendirmiyor.Hümanın tepkisini tahmın edemiyorum.Ağlarmı ? kızarmı? Aman ya ne zamandır ne düşündüğünü umursuyorum ben onun.En fazla biter bu saçma oyun.Zaten fazlasıyla bile uzamıştı.
Hazal tlfnunu çıkarıp kulağına koyuyor.
“Hüma ,üst kattayım.2. oda gel hemen_of gel işte arasla ilgili_”
Tlfnu çantasına tıkarken gözlerini bana ve asudeye dikiyor.
“Ne garip dimi?Arasla ilgili dediğim an soru sormayı kesip tamam diyor.
Yutkunuyorum.
-Ben konuşurum onunla diyorum.Salakça bir dürtüyle sanki ben söylersem daha az kırılcak zannediyorum.Lzümu varmış gibi.
-Orası kesin,diyor ellerini göğsünde çaprazlayarak.
Kapı açılıyor ve Hümanın meraklı yüzü asudeyi ve beni görünce soluyor
-Noluyo?
Hazal bana bakarak:
-Sen mi söylemek istersin ben söylim? Diyor.
Boğazım kupkuru,ellerim terliyor.Niye Hümanın gözünden düşmekten korkuyorum?İlk defa bir kız beni olduğum gibi sevmişken ben onu ailesinin ortalıkta olduğu bir günde başka biriyle öpüşüyorum.Suçum gittikçe gözümde devleşiyor.
Ben Hümanın yüzüne bakmaktan başka bir şey yapmayınca Hazal :
-Onunla öpüşüyordu.diyor.
Hüma kafasında bir ağrıyla baş ediyormuş gibi bir bana bir asudeye bakıyor.
-Gerçekten yaptın mı ? onu öptün mü?”Ağlamak üzere sanki.
Başımı başka tarafa çeviriyorum.Ağlayan suratı gözümün ününde belirip dursun istemiyorum.
Kapı tekrar açılıyor.Artık kim gelse şaşmam.
-noluyo? Diyen tanıdık ses Hümanın abisinin.
-Aşağıda insanlar sizi arıyo
Asude fırsattan istifade edip çıkıp gidiyor.A unutmuşum o konu ben olunca hep kestirme yolu seçer.
Hazalı yeniden duyuyorum.
-Birileri bunun kendi sözü olduğunu tam kavrayamamış –
-Ne? anlamadım
-yok bişe abi sen git.geliyoruz.
-hüma ne saçmalıyosun? Üstünü örtmiceksin dimi?
Hüma Hazalı kolundan tutup odadan çıkarırken Abiside gidiyor ve yalnız berbatlığımla baş başa kalıyorum.
Hazalın bağırtıları geliyor kulağıma.Gerçekten bunu yapmama rağmen bırakmıcak mı beni?Bende benim dahi bilmediğim neyi bulup seviyor bu kız?
Balkona çıkınca yan odada olduklarını anlıyorum.Sesleri netleşiyor.Hazal hala bağırmayı bırakmamış.
-Su katılmamış bi salak oldun sen iyice! –Beni en iyi senin anlaman gerekir?! Ona sevgimden yok sayıyorum sadece anlasan olmaz mı?
-Yemişim böyle sevgiyi.İnsan önce kendini sevmeli.Hem o adam senin sevginin yarısının yarısını dahi hak etmiyor.Sürüngen herif.Nasıl yapışmış öpüyodu kızı.
-Sus duymak istemiyorum.
-Sen zaten işine gelenleri görmez duymazsın.Kulağının dibinde bağırsam ne fark eder.Farkında mısın bilmiyorum ama ona tutunmaya devam ettikçe daha da acı çekceksin .
-Off! Buğrayı doğru arası yanlış yapan ne ?1 herkes aynı şeyi söyleyip duruyo.O benim doğrum!Benim seçimimim!
-İyi ! o mankafa seni aldattığında-ki gerçek aldatmadan bahsediyorum-öpüşmekten ötesine gittiğinde-
-Sus-
-Çünkü kendi sözünde başka bi kızı kudurmuş gibi öpen adam herşeyi yapar.Sakın o zaman gelip de bana ağlama?!
—Yapmaz! yapmıcak. O kızı öptü çünkü aklı onda kalmıştı. eğer bir gün evlenirsek beni asla aldatmaz. Ve senin ben ağladığımda seve seve omzunu vermen gerekir seni bencil uyuz!
Bir süre sadece Hümanın hıçkırıkları geliyor kulağıma. Sonra hazal konuşuyor yine.
—Salak. Omuzumu vermek seni güvenilir birine emanet etmekten daha mı zor?
—Ama dost olmak her koşulda yanlış yaptığında yada doğruda yanında olmak değil midir?
-Dost olmak dostunun gözü aşktan kör olduğunda ona doğru yolu göstermektir Hüma.
Hüma yeniden hıçkırıyor.Sesi boğuk boğuk.
“Korkuyorum yalnış yapmaktan ama onu kaybetmekten daha çok korkuyorum Hazal.
…..

18.Bölüm

Annemin ve kız kardeşimin bir çukura koyulup üzerlerine toprak atıldığını gördüğümde 12 yaşındaydım.O yaşta kaderin varlığını heleki acı içindeyseniz idrak edemezsiniz ve kötü şeylerin sebeplerini yıkacak suçlular ararsınız.Bende öksüz kalışımı babama yıkıp günlerce odamdan çıkıp yemek yemedim.Evimize doktorlar ve psikologlar kamp kurmuşken babam bir akşam kolumdan sürükleye sürükleye beni bir has

tane odasına götürdü.Yatakta yatan tüm vucudu sargılar içinde uyuyan küçük kızı bana gösterip “o kızın ailesini öldüren ve onu bu hale sokanda benim!?bir haftadır hayati tehlikeyi atlatamadı ve o daha 7 yaşında…Zaten kahrımdan ölüyorum bide sen beni cezalandırma Onur…” Ogün babamı ilk defa benim gibi ağlarken görmüştüm.Sessizce yuzünü ıslatarak değil yere çöküp kafasını kollarına gömüp hıçkırarak. Hazal iyileşince bizimle yaşamaya başladıktan sonra babam bir daha ağlamadı.Bende sadece Hazal ağladığında ağlardım. Hazalı kardesimin yerine koymaktan öte sevdim ben.Kardeş kardestir.Ama Hazaaal hem kardeşim hem annem hem yoldaşım hemde geleceğimdi. Güçlü asabi gibi dursada bana karşı hep sevecendi.Okulda onla dalga geçenleri dövsede eve gelip ağlardı.Bende o susana kadar kapısının önünde beklerdim. Yıllar geçtikçe ona duyduğum sevginin içinde suçluluk hissininde olduğunu fark ettim.Biz ona ailesini borçluyduk.Ne kadar seversem seveyim sevgiyle bu borcun ödenmeyeceğini hep bildim. Birlikte sustuk,birlikte uyuduk,birlikte büyüdük. Onu sarıp kalbime sokmak kimsenin erişipte kıramayacağı bir yerde tutmak istedim. Cahil ergen zekam bana bunun aŞk olduğunu fısıldayınca kendimede Hazalada 1 yılı zehir ettim.O aşkı bağlılıktan yırt edebiliyordu ama ben edememiştim. ..ve Hazal gitti.Bir an kendimi annnemin ve kardeşimin öldüğü güne düşmüş buldum.Yine yalnız terk edilmiş. Insan olmanın güzel yönüde bu.Onsuz yaşayamam siye birşey yok diyor hayat.Belki yarım belki çeyrek bir şekilde hayat devam eder. VE kader kavrayabildikten sonra ne kadar güven veren bir kavram.Böyle olması gerekiyomuş dedim ama Hazalın güvenliği için onu hep izledim. Hazal eğer gitmemiş olsaydı onsuzda yaşayabiliceğimi hala anlayabilirmiydim bilmiyorum. Sonra kayra sayesinde Eceyle tanıştım.Güzel,hızlı ve heyecanlı.Nasıl öyle çabuk sarhoş oldum şaşıyorum.Nasıl hızlı başladıysa öyle hızlı bitti.Bir ay dolmadan kendimi zerre kadar aşk acısı çekmeden ayrılırken buldum. Tutkuyu aşkla bağlı sanma yanılgısından ayırmayı deneyimlemiş oldum en azindan.Onun dışında ece vakit kaybıydı. Kayrayı hangi olaydan sonra sık sık düşünür oldum tam emin değilim.O kısa etekleri giyip iddealı gülüşleri takındığından beri mi? Hayır eğer kayraya bu gözle bakmaya başladıysam gdrçekten berbat bi adam olmaya başlamış olmalıyım.Kayra’yı? o çekingen tatlı utangaç kayra’yı? Onu düşünürken hatta özlerken kendimi yakalamak tam bi kaos.Aklımı başka şeye yormak suçluluk ve boğucu berbatlık hissiyle savaşmak. Kendimle savaşım zor zannediyorken Kayranın beni öpmesiyle artık onu düşünmekle savaşamayacamı anladım. Sanki zaman dudakları benimkileri bulduğu zaman durdu.Gözlerine baktığımda kalbim ağzımdan fırlayıp önüme düşecekmiş gibi oldu.İçimdeki bastırılmış tüm o sevgi yıkılmış surlardan içime doldu. Hangi ara bu kadar büyüyebildi ki içimde.Ben Kayrayı içimdeki kuytulara ittikçe o kökmü saldı? Ben ne yapacağımı bilemez odadan balkona balkondan mutfağa dıssarıya çıkıp tekrar odama döndüğümde msjnı görüp beynimden vurulmuşa döndüm.Ben zor bela ondan hoşlandığı kabullenmek için kendimle savaşmışken o benimle dalga mı geçiyor? “benimle oynayıp aklımı kariştırmaya hakkın yok.”yazıp 10 dakika ekrana bakıp siliyorum. “artık seni tanıyamıyorum.Eski halini özledim.”bu hıç olmaz.Siliyorum. Sırtüstü uzanıyorum.Kayranın “senin dikkatini dağıtmak için yaptım diyen umursamaz yüzünü hayal eddiyorum.Uyuyamıyorum.Sağa dönüyorum sola dönüyorum.En sonunda kalkıp soğuk suyun altına oturup kafamın ydrine gelmesini umuyorum. Çıktığımda biraz daha iyiyim.Ayrıca bu meseleyi burada kapatmaya karalı.Tlfnu alıp Kayraya böyle bir şeyi bidaha yapmamasını yazıyorum. Onu sabah işe giderken görünce arabaya alıyorum.Meraba dışında konuşmuyoruz.Hem kızgın hemde aptal hissediyorum.Ya yüzümden ondan etkilendiğimi anlar diye suratına dahi bakmıyorum.ellerim terliyor,nefesim daraliyor.Durumum düşündüğümden de vahim. Ya duygularım birden biterse? Kayraya da eceye yaptığim gibi ayrılalım diyebilir miyim? Önce ne hissettiğimi tam anlamam şart. Hazalı almak için msj attığımda Buğrayla gideceğini söylüyor.Tabi ya artık benle dolaşmazda.Onun bi erkek arkadaşı var.Kayra aklıma bomba gibi düşünce Buğrayı aklımda tartamadım bile.Cidden iyi bir dikkkat dağıtma tekniğiyle burun buruna kalmasaydım benim burnumun dibinde Hazala aşık olmak neymiş sorardım. Aslında düşümüyorumda elbet Hazalı bir gün bir erkeğe emanet edecektim.Başkası olmasından sa Buğra olmasını tercih ederim sanırım.Tanıdığiniz birine güvenmek hep daha kolaydır. Bende Kayrayı aliyorum.Ne zamana kadar onu görmemezlikten gelebilirim ki hem? Bu defa o konuşmuyor.İyi istediği buysa benim işime gelir. -yalnız gitmemi kafana takip benle olmaya mecbur hissetme. diyor 5 dakika sonra. -ne zamandir senin sorumluluğunu almamdan rahatsız oluyosun diyorum.Eğer mesafeyi daha önce çektiyse bilmem gerek. -senin ilgilenmen gereken bi kız arkadaşın yok mu? sesi imalı ve iğneli. Onu almamı istemiyorsa ne diye itiraz etmedi de şimdi bana laf sokuyor. -ayrıldık. -niye ? ağzının içine düşerken pek bi hevesliydin? Ne yapmaya çalışıyo?beni kışkırtmaya mı? -evet sonra geçti ve bende bitirdim. Bir an söyleyecek birşey bulamamış gibi susuyor.ama kızgın suratına bakınca öfkeden olduğunu anliyorum. -ne şimdide terk ettiğim kızlar için mi azar işiticem senden?! -hak ediyosan seve seve!? -dün beni öperken kız arkadaşım umrunda değilmiş gibiydi ama?! Yüzü donuyor.Söylediğime pişman olmuyorum bir iki saniye.Ne diye laflı saldırıya geçti ki?.sanki durup dururken onu öpen ben mişim mağdur olup kafası karışan oymuş. Varana kadar tek kelime etmeyip kapiyı çarpıp beni beklemeden hızla içeri giriyor. . Bir masa bulup oturuyorum. Kayra gülümsemeye gayret gösterdiği belli bir suratla Hüma’nın teyzesiyle konuşuyor. Ona öyle söylediğim için pişmanım ama elimden bir şey gelmez artık. Ya da yanına gidip -beni öpmenden acayip hoşlandım. istediğin zaman öp çekinme -diyebilirim. Kendi iç sesimi dinlemek bile bani basit hissettiriyor.Kendi salaklığıma gülüyorum acı acı. Kayrayı 5 dakika gözden kaybedip bulunca –bulmaz olaydım- oluyorum. Yakışıklı bir zibidiyle gayet neşeli muhabbet ediyor. Adamın hareretle bir şeyler anlatan gözlerine ilgiyle bakıp ikisini de kahkahaya boğan cevaplar veriyor. Belli keyfi yerinde. Bozuluyorum.Bencilliğim üzerimde.Onlar muhabbeti uzattıkça daha da neşelendikçe ben boğulur gibi olup ayağa kalkıp yarım balkona atıyorum.Ellerimi yumruk yapıp sıktığımı anlamam bile gecikmiş. İçeri yeniden girdiğimde bu defa Hazalla göz göze geliyorum. Buğranın dibine girmiş.”Napıyosun”bakışım etkisini gecikmelide olsa gösterince gözümü Hazaldan alıyorum. İtiraf ediyorum Hazalı koruma güdümle kayraya hissettiğim şey karşılaşırsa sanırım birinin adı kıskançlık. Yeniden Kayraya dönüyorum.Başka birinin gözlerine bakıp gülmesine tahammülsüzlüğüm nerden geliyo?Ben nesiyim ki? Daha düne kadar ne hissettiğimi bile bilmiyodum. Duvarlar üzerime yürüyor sanki. Derin nefesler çekiyorum. Yok – bur da kalmak işkence.En iyisi gitmek. Mavi gözlü esmer bir kızla kapıda karşılaşıp ona çarpmaktan son anda sıyrılıp arabama atlıyorum.

17.Bölüm

Hüma üzerime tuttuğum 7. elbiseye yüzünü buruşturarak bakıyor.
-Of o ne Hazal.Öldürcen beni.
-Aman nesi var güzel işte.
-Annem bile o elbiseyi yaşlı işi bulur.
Tam 3 saat sonra Hümanın ve Arasın Aile büyüklerini sıkıcı muhabbetler eşliğinde koklaşacağı toplantıya katılacaz.Hümanın arkadaşları olarak rüküş olmamız çok ayıp olur :/.

Hüma sözde durumumuza el attı ama heyecandan kendi de ne istediğini bilmiyor.Kayraya simli gri derin dekolteli bir elbise seçti ama ben beğenmeyince yerine koydu.
Geldiğimizden beri Kayranın neşesi sönük.Yanına yanaşıp ne olduğunu sorunca “ Onurun onu yok saydığını kızgın olsa daha az acı çekeceğini söylüyor.Ne desem bilmiyorum.
Hüma elinde üstü pembe uzun eteği siyah bir elbiseyi bana uzatıyor.”Nasıl ?
Elinden alıp üzerime tutuyorum.Bu gün gördüğüm en güzel şey olduğu için olur diyorum.Hüma Kayraya simli elbiseyi yeniden veriyor.
”Sana çok yakışacağına eminim.
Kayrada fark etmez diyince Hüma memnun oluyor.Ve konuşa konuşa mağazadan çıkıyoruz.
“Bence şu an kafası karışık ve bu kafa karışıklığına sen neden olduğun için sana kızgın. Eminim geçecektir.”
Hümanın bakış açısı her zaman objektif olmasa da bu söyledikleri doğruymuş gibi geliyor.
Hümayı kuaföre 2 saat önceden yollayıp Biz yurda dönmek üzere otobüse biniyoruz.Pek konuşmadan.Kayrayla sessizliği paylaşmak hep iyi gelmiştir zaten.
Yol boyunca tlfnuma bakıyorum. Buğradan bi söz varmı diye.Ama hayalkırıklığıyla yerine bırakıyorum tlfnumu.
Birkaç saniye sonra ötüncede hevesle açıyorum ki.Bir hayal kırıklığı daha!
Onur “ Akşam 7de alırım sizi? Ok?”
“Gerek yok biz burdan Buğrayla çıkcaz.”
Eminm bozulcak bu msja ama napabilirim.Onurun gelip Buğrayla beni Arabasıyla alması daha komik geliyo kulağa.Gerçi Kayrada olcak yanımızda ama Kayranın varlığı Onurun rezalet çıkarmamasına garanti değil.Ben Onur kızıp cevap yazmaz sanıyorken yeni bir msj geliyor.
“Sen istersen onla git.Kayrayı ben alırım.”
Kaşlarımı kaldırıp şaşkın şaşkın gülerken Kayranın tlfnu ötüyor.
“Onur seni kaçta almamı istersin diyo?
“İyi,damsızda kalmadın.
“yaa ne dam ama .Beni yok sayarak nasıl eşim olmayı düşünüyo merak ediyorum.
…. Onurla Buğra meselesini henüz konuşmadık.Kayranın onu öpmesi nasıl bi etki yaptı bilmiyorum ama karşıma dikilip “Ne demek oluyo bu” demedi.Canıma minnet karışmaması.Ama cidden bana kızamayacak kadar sok yaşıyosa durumu vahim olmalı.
Saat 8 de Onur gelip Kayrayı alıyor.Onla göz göze gelince kızgından ziyade mahcup baktığını fark ediyorum.Öte yandan cidden Kayranın Onurun onu yok sayması konusunda haklı olduğunu görüyorum.Şaka gibi Kayranın yüzüne bakmamaya özen gösteriyor.
Kayrayla Onur gittikten yarım saat sonra Buğra msj atıyor.
“Kapıdayım.”
Elim ayağım hepsi birbirine dolanıyor.Aceleyle çantamı kapıp kapıya giderken ayağımı masanın kenarına çarpıyorum.Aynada kendi acıdan ekşimiş yüzüme bakıp aptal dedikten sonra kapıyı açıp Buğrayla yüz yüze geliyorum.Takım elbiseyle ne kadar mükemmel gözüktüğünü fark etmek işten değil.Birşey demeden bana bakıyor.
-siyah sana cidden yakışıyo bayıldım,diyorum.Salakça bir dürtüyle.
Ona bayıldığımı böyle dile getirmek zorundamıydım şimdi.Gülüyor.Yerin dibi aç kollarını sana geliyorum.Zaten ne zaman öyle gözlerini kaçırmadan bana baksa aptal aptal konuşmamı zor engelliyorum.Elektirik devresi yanmış sağa sola yalpalanan çim makinesi gibi hissediyorum kendimi.
-yanına yakışacak kadar değil ,diyor.Ağzı iyi laf yapıyo.)

Biz vardığımızda aile büyükleri Arasların büyük evlerinde büyük bir uğultuyla kaynaşıyorlardı.Cidden etrafa bakınınca Arasın kime benzediğini merak ediyorum.Tüm akrabaları gayet terbiyeli ve mütevazı duruyolar.
Kimse tarafında fark edilmeden Buğranın koluna girip köşe kenar bir masaya kadar da bırakmıyorum.Sonra pişman olup ne diye böyle yapışıyorum ki ona diye düşünüyorum.Aman ya ne yapacağımı kestiremiyorum.Aşk cidden akıl karı değil!
Atıştırmalıklardan bitane ağzıma atınca Buğrayla gözgöze geliyoruz.Bana bakarken bir şey yemek bile zor.Çiğnemeyi bırakıyorum.Halimi anlamış gibi gülüp başını çeviriyor.
-Yesene sende diyorum.
Sanki herkes benim gibi gelir gelmez bir şeyler tıkınmak zorundaymış gibi.Bana bakıyor tekrar.
-Heyecanlıyken yiyemem.
Arkadan 70li yıllara ait olduğunu tahmin ettiğim bir müzika başlıyor.e insanların çoğunun orta yaşın üstünde olduğu bir partideyseniz naftalin kokulu müzikler şaşırtıcı gelmemeli.
Buğra birşey söyleyince duyamayıp ona doğru eğiliyorum.Sanki sarf ettiği tek cümleyi bile kaçırmak israfmış gibi.
-…bu ilk resmi buluşmamız.
Sahi ya!
-Bende neden bu kadar elim ayağıma dolanıyo diyodum.
Buğra gülüyor yine.Ben gülüşüne yakın çekim bakarken onun Omuzunun üzerinden Onurla göz göze geliyorum.Yüzünde liseli kızını oğlanlarla gören baba bakışı var.Hiç tasfir etmediği belli.Haklı olabilir.Yüzümdeki aşk sarhoşluğunu yok edip arkama yaslanıyorum.
Hüma gelip beni görümcesiyle tanıştırmak içim alınca Buğrayı yalnız bırakıyorum.İçimden bir ses Onurla bir konuşma yapacaklar diyor.
Görümcesi beklediğimden genç,ışıl ışıl ve Hümanın hakkında herşeyi bilmeye bir hayli istekli.
!0 dakika sonra Kayrayı bulma umuduyla yanlarından ayrılıyorum.Onu fark etmek için tüm sarı saçlı başları bir bir inceledikten sonra koridorun sonunda genç bir delikanlıyla hayli neşeli muhabbet ederken buluyorum.En son bıraktığımda yüzü öyle asıktı ki şimdi keyfinden beni bile yaklaşıp önünde dikilene kadar fark etmiyor.
-Hazal.Bak bakalım tanıyabilecek misin.
Beni omuzlarımdan tutup yakışıklı çocuğun karşısına tutuyor.Sevimliye yakın düzgün yüz hatları ,küçük bir burun,kısılmış gülen samimi mavi gözler.evet bi filmde görmüş olabilirim belki.
-Hayır çıkararamadım ,diyorum düz bir suratla.
Kayra parmak uçlarına yükselip çocuğun alnana düşmüş saçlarını geriye atıyor.Komik onun yüzünü açmaya çalışırken sanki ateşini kontrol ediyor muş gibi.
“Napıyosun kızım” bakışı atıyorum ama hevesle tanımaya çalışmamı bekliyor.
Yakışıklının alnını görmek de işe yaramıyor.Başımı iki yana sallıyorum Kayra elini nihayet tanımadığım herifin alnından çekiyor.
-Peki sana ilk okulda sınıfın dahisi kimdi desem?
Ne alaka?
-Mete diye şişko bi tip.Hani hep senin yanında en önde otururdu.
Dank diyor.Yoksa bu mete mi;? Yok daha neler.
-Evet karşında duruyo.
Ağzım açılıyor şaşkınlıkla.Dilime gelenler boşluktan dökülüyor.
-Sivilcelerine,diş tellerine daha da önemlisi göbeğine ne olmuş?
Kayray la ikisi gülüyorlar.Mete elini uzatıyor.
-Onalardan kurtulalı bayağı oldu.Seni yeniden görmek güzel.
Elini sıkarken gülüyorum.Gerçekten adını öğrenince benzerliklerini fark etmeye başlıyorum.Ama nasıl bu kadar yakışıklı olmuş?Hayat ilginç.Küçükken doğal afet olduğunu sandığınız kişilerin büyüyünce nasıl birer afete dönüşeceklerini tahmin edemezsiniz.
Kayra ve evrim geçirmiş Mert eski günlere dalınca Buğranın yanına gitmek için yanlarından sıvışıyorum.
Karşıdan anıl gülerenk bana doğru geliyor.Iyy ne işi var burda.Abisinin sözünde olmasının nesi garipse?
Anılın önüne yaşlı teyzelerden birisi geçince göz temasını koparmamızdan yararlanıp yukarı çıkan merdivene dalıp kaçıyorum.Şimdi onu hiç çekemicem.
Merdiveni hızla çıkınca biraz nefes nefese kalıyorum.Biraz bekleyip aşağıya dönsem iyi olur.Sonuçta başkasının evinde yalnız dolanmak pek hoş birşey değil.Tam dönüp aşağıya inecekken aralık duran kapıdan içeri gözüm kayıyor.Kızın birini yapışmış öpen bi adam görüyorum.Panikle arkamı dönüp gidecekken içimdeki kötü his jetonumdan önce teşrif ediyor.Ve başımdan aşağı buz gibi sular dökülüyor.Hayır o değil.O değil. Emin olmak için tekrar arkamı dönüyorum.
Aras kızdan uzaklaşıyor.Ama kolları hala onun beline dolanmış.Ve o kızın Hüma olmadığına adım gibi eminim.
Çantamın sapı elimden kayarken onu tutmak için tek bir hamle dahi yapmıyorum.
…….